Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda Türkiye’de sivil havacılığın yaşadığı yapısal sorunları hedef aldı. Erdağı, havacılıktaki krizin pistte ya da kokpitte değil, doğrudan “yönetim aklında” yaşandığını savunarak, kurumlar, eğitim yapıları ve denetim mekanizmalarının emniyet merkezli olmaktan uzaklaştığını belirtti.
Erdağı’nın eleştirilerinin merkezinde, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen “KDM – Kurumsal Dönüşüm Modeli” ve bu model etrafında üniversitelerle kurulan ilişkiler yer aldı. Yazıda, özellikle Kapadokya Üniversitesi’nin KDM üzerinden yaptığı son açıklamanın, eğitimden çok kamu otoritesini meşrulaştıran bir vitrin faaliyeti niteliği taşıdığı ifade edildi.
“Üniversitelerin görevi PR yapmak mı?”
Erdağı, “Bir üniversitenin görevi kamu otoritesinin yazılım projelerine PR yapmak mıdır, yoksa bilim üretmek ve eleştirel durmak mıdır?” sorusunu yönelterek, akademik bağımsızlığın ciddi biçimde aşındığı görüşünü dile getirdi. Havacılığın giderek inşaat ve ihale mantığıyla yönetildiğini savunan Erdağı, bu anlayışın emniyeti maliyet, eğitimi formalite, denetimi ise aşılması gereken bir engel olarak gördüğünü vurguladı.
Özel üniversitelerde siyasi ağırlık eleştirisi
Yazıda, son yıllarda açılan birçok özel üniversitenin yönetim kadrolarında akademik birikimden çok siyasi geçmişlerin öne çıktığına dikkat çekildi. Milletvekilleri, eski bakanlar ve üst düzey bürokratların üniversite yönetimlerinde yer almasının, havacılık bölümlerini akademik merkezler olmaktan uzaklaştırdığı savunuldu. Erdağı, bu yapının üniversiteleri, kamu otoritesiyle “iyi geçinmenin aracı” haline getirdiğini öne sürdü.
“KDM standart mı, sadakat belgesi mi?”
KDM sisteminin kağıt üzerinde standartlaşma vaadi sunduğunu ancak pratikte kuruma yakınlığı ödüllendiren bir mekanizmaya dönüştüğünü ifade eden Erdağı, bazı üniversitelerin “SHGM modeline entegre olduk, öğrencilerimizi sınavlara ücretsiz sokuyoruz” söylemlerinin liyakat tartışmasını beraberinde getirdiğini belirtti. Bu durumun eğitimden çok “kontrollü kadro üretimi” anlamına geldiğini savundu.
SHGM’ye kurumsal bağımsızlık sorusu
Erdağı’nın yazısında en sert bölümlerden biri SHGM’ye yönelik kurumsal bağımsızlık eleştirisi oldu. SHGM’nin yalnızca denetleyen değil, aynı zamanda kimlerin sistem içinde yükseleceğini belirleyen bir merkeze dönüştüğü ifade edildi. Erdağı, bu tablo karşısında şu sorunun kaçınılmaz olduğunu belirtti: “SHGM yönetimi, üniversitelerle kurduğu yakın ilişkiler sayesinde mi mevcut konforunu koruyor?”
Bu eleştiriler, denetim sonuçlarının tartışmalı olması, ICAO performansının zayıflığı, kaza ve olay verilerindeki şeffaflık sorunları ve uluslararası sertifikalı denetçi eksikliği gibi başlıklarla desteklendi.
“Havacılık alkışla yönetilmez”
Erdağı, Kapadokya Üniversitesi’nin açıklamalarını “akademik duruş değil, kurumsal sadakat beyanı” olarak nitelendirirken, dijital dönüşüm söylemleriyle sorunların örtülmeye çalışıldığını savundu. Yazının sonunda ise dikkat çekici bir uyarı yer aldı: “Havacılıkta en tehlikeli şey, sorunların çözüldüğüne inanılmasıdır. Bugün alkışlanan bu hikâyeler, yarın bir kaza raporunun dipnotunda karşımıza çıkar. Havacılıkta hiçbir dipnot masum değildir.”
Yorumlar