Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, havacılık sektöründe kabin ekiplerinin yaşadığı tükenmişlik sorununa dikkat çekerek, konunun yalnızca çalışan memnuniyeti değil doğrudan uçuş emniyeti başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Gülümseyen Yüzlerin Arkasında Ağır Bir Yük Var”
Erdağı, yolcuların kabin memurlarını çoğu zaman yalnızca güler yüzlü hizmet anlayışıyla gördüğünü ancak perde arkasında çok daha ağır bir çalışma düzeninin bulunduğunu ifade etti.
Jet-lag, düzensiz uyku, biyolojik saatin bozulması, gece uçuşları, operasyon baskısı, disiplin kaygısı ve aile hayatından uzak kalmanın kabin ekipleri üzerinde ciddi psikolojik ve fiziksel yük oluşturduğunu belirten Erdağı, bu durumun zamanla tükenmişliğe dönüştüğünü söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün tükenmişliği “başarıyla yönetilemeyen kronik iş stresi” olarak tanımladığını hatırlatan Erdağı, sorunun bireysel değil doğrudan çalışma düzeniyle ilgili olduğunu vurguladı.
THY’deki Tartışmalar Gündemde
Erdağı, son dönemde Türk Hava Yolları kabin ekiplerine ilişkin basına yansıyan mobbing iddiaları, görevlendirme tartışmaları ve çalışma koşullarına yönelik şikâyetlerin artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
THY’nin büyümesini sürdürdüğünü ve yeni kabin memuru alımları gerçekleştirdiğini belirten Erdağı, asıl tartışılması gereken konunun personel sayısından çok mevcut ekiplerin hangi psikolojik ve fiziksel koşullarda görev yaptığı olduğunu söyledi.
“Yorgunluk Sadece Personel Sorunu Değil”
Havacılıkta yorgunluğun yalnızca çalışan sağlığı meselesi olmadığını vurgulayan Erdağı, bunun doğrudan uçuş emniyetini etkileyen kritik bir unsur olduğunu belirtti.
International Civil Aviation Organization ve International Air Transport Association tarafından ortaya konulan yorgunluk yönetimi anlayışının da yalnızca görev süresi hesaplarına değil, insan performansı ve emniyet riski değerlendirmelerine dayandığını ifade etti.
Türkiye’de yürürlükte bulunan SHT-FTL talimatı ve Avrupa düzenlemelerinin görev ve dinlenme sürelerini belirlediğini ancak mevzuata uygun görünen dinlenmenin her zaman gerçek dinlenme anlamına gelmediğini söyledi.
“Kabin Memuru Yorgunluğunu Söyleyebiliyor mu?”
Erdağı, havacılık sektöründe asıl kritik sorunun çalışanların yorgunluklarını özgürce ifade edip edememesi olduğunu belirtti.
“Kabin memuru kendisini uçamayacak kadar yorgun hissettiğinde bunu rahatça söyleyebiliyor mu?” sorusunu gündeme getiren Erdağı, çalışanların performans baskısı nedeniyle yorgunluklarını gizlemek zorunda kaldığı ortamlarda emniyet kültüründen değil korku kültüründen söz edilebileceğini ifade etti.
“Kabin Memurları Sadece Servis Personeli Değil”
Kabin ekiplerinin yalnızca yolcu servisi yapan personel olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Erdağı, kabin memurlarının aynı zamanda yangın, tahliye, ilk yardım, güvenlik tehdidi ve kriz yönetimi gibi kritik alanlarda ilk müdahale hattını oluşturduğunu söyledi.
“Tükenmiş bir kabin memurundan kriz anında kusursuz performans beklemek, uykusuz bir cerrahtan mükemmel ameliyat yapmasını istemek gibidir” değerlendirmesinde bulunan Erdağı, insan faktörünün uçuş emniyetinin merkezinde yer aldığını ifade etti.
“Konu Emniyet Başlığı Altında Ele Alınmalı”
Erdağı, kabin ekiplerinde yaşanan tükenmişlik sorunlarının yalnızca personel memnuniyeti veya insan kaynakları başlığı altında değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu söyledi.
Kabin ekiplerinin uçuş emniyetinin görünmeyen taşıyıcılarından biri olduğunu belirten Erdağı, sektörün çalışma düzeni, dinlenme sistemleri, psikolojik destek mekanizmaları ve yorgunluk yönetimi konusunda daha kapsamlı adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Yorumlar Tüm Yorumlar (6)