Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen T625 GÖKBEY helikopterinin sertifikasyon süreci, sektörde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından verilen tip sertifikasının uluslararası geçerliliği ve güvenilirliği, havacılık otoriteleri ve uzmanlar arasında sorgulanmaya başlandı.
SHGM eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı tarafından kaleme alınan değerlendirmede, GÖKBEY’in mühendislik ve test süreçlerinin önemli bir başarı olduğu vurgulanırken, asıl tartışmanın sertifikasyonun niteliği ve küresel kabulü üzerinde yoğunlaştığı ifade edildi.
Sertifikasyonun Uluslararası Karşılığı Tartışılıyor
Havacılık sektöründe bir hava aracının yalnızca uçmasının yeterli olmadığına dikkat çekilen değerlendirmede, esas belirleyici unsurun sertifikayı veren otoritenin uluslararası itibarı olduğu belirtildi. Bu kapsamda SHGM’nin verdiği tip sertifikasının küresel ölçekte ne kadar kabul gördüğü sorusu gündeme taşındı.
Türkiye’nin Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) ile tam üyelik ilişkisinin bulunmaması ve ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA) ile ilişkilerin sınırlı düzeyde olması, sertifikanın uluslararası geçerliliği konusunda soru işaretlerini artıran unsurlar arasında gösterildi. Ayrıca ICAO denetim sonuçlarına ilişkin performans tartışmaları da bu değerlendirmeye dahil edildi.
“Ulusal Sertifika mı, Küresel Geçerlilik mi?”
Değerlendirmede, SHGM tarafından verilen sertifikanın teknik olarak “ulusal tip sertifikası” niteliği taşıdığına dikkat çekildi. GÖKBEY’in küresel pazarda rekabet edebilmesi için EASA veya FAA tarafından validasyon sürecinden geçmesinin gerekliliği vurgulandı.
Bu durumun sağlanamaması halinde, sertifikanın uluslararası pazarda sınırlı bir anlam ifade edeceği ve projenin ticari potansiyelini doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.
Teknik Süreçler de Tartışma Konusu
GÖKBEY’in farklı konfigürasyonlarına ilişkin sertifikasyon süreçlerinde kullanılan yöntemler de eleştiri konusu oldu. Özellikle ambulans konfigürasyonu üzerinden yürütülen teknik süreçlerde, bazı uygulamaların uluslararası standartlara uygunluğu konusunda soru işaretleri bulunduğu belirtildi.
Uzman görüşlerine atıf yapılan değerlendirmede, bu tür değişikliklerin Supplemental Type Certificate (STC) yerine Type Certificate değişikliği kapsamında ele alınması gerektiği ifade edildi.
Kurumsal Yapıya Yönelik Eleştiriler
Yazıda ayrıca SHGM’nin kurumsal yapısına ilişkin eleştiriler de yer aldı. Kurumun düzenleyici ve denetleyici rolü ile sektör aktörleri arasındaki mesafenin yeterince korunamadığı öne sürülürken, bu durumun sertifikasyon süreçlerinin bağımsızlığına gölge düşürebileceği ifade edildi.
SHGM’nin son yıllarda uyguladığı Kurumsal Dönüşüm Modeli’nin (KDM) sektöre somut katkılarının yeterince net olmadığı da eleştiriler arasında yer aldı.
“Başarı Gölge Altında Kalmamalı”
Değerlendirmede, GÖKBEY projesinin Türkiye açısından önemli bir mühendislik başarısı olduğu özellikle vurgulanırken, sertifikasyon sürecine yönelik tartışmaların bu başarıyı gölgelememesi gerektiği belirtildi.
Ancak güçlü bir ürünün uluslararası alanda değer kazanabilmesi için sertifikasyon sürecinin daha şeffaf, denetlenebilir ve küresel standartlarla uyumlu olması gerektiği ifade edildi.
Güven Vurgusu
Sonuç bölümünde ise tartışmanın teknik başarıdan ziyade güven meselesine odaklanması gerektiği kaydedildi. GÖKBEY’in uçuş kabiliyetinin tartışma konusu olmadığı, ancak verilen sertifikanın uluslararası sistemde ne ifade ettiğinin netleşmesi gerektiği belirtildi.
Havacılıkta en kritik unsurun güven olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, “uçabilen ancak tam güven tesis edemeyen sistemlerin” sektör açısından en büyük risklerden biri olduğu ifade edildi.
Yorumlar