Sivil Havacılık Eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin havacılıkta büyümesine rağmen sürdürülebilirlik, eğitim ve kurumsal yapı alanlarında ciddi eksiklikler bulunduğunu vurguladı. International Civil Aviation Organization’nun “sistem yaklaşımı”na dikkat çeken Erdağı, mevcut yapının uzun vadede risk oluşturduğunu ifade etti.
İşte Erdağı’nın yazısı:
Havacılıkta “Standart Koymak” Yetmez: Türkiye Neyi Kaçırıyor?
Uluslararası sivil havacılığın çatı kuruluşu International Civil Aviation Organization (ICAO), son dönemde yayımladığı içeriklerde tek bir mesajı ısrarla vurguluyor:
Havacılık artık sadece uçmak değil; sürdürülebilir, güvenli ve kapsayıcı bir sistem kurmak meselesidir.
Bu yaklaşım; altyapıdan eğitime, regülasyondan çevresel dönüşüme kadar bütüncül bir havacılık politikası gerektiriyor. Nitekim ICAO’nun son paylaşımlarında devletlere verilen mesaj açık:
“Standartları koymak yetmez, uygulama kapasitesini inşa etmek gerekir.”
Ama tam da bu noktada Türkiye’nin durumu, maalesef ciddi bir sorgulamayı hak ediyor.
Kâğıt Üzerinde Başarı, Sahada Kırılganlık
Türkiye, son 20 yılda havacılıkta niceliksel büyüme açısından dikkat çekici bir performans sergiledi. Yeni havalimanları, artan yolcu sayısı, genişleyen filo…
Ancak ICAO’nun altını çizdiği “sistem yaklaşımı” ile bakıldığında tablo o kadar parlak değil.
Çünkü:
Altyapı var, ama planlama eksik
İnsan kaynağı var, ama nitelik sorunu derinleşiyor
Regülasyon var, ama bağımsız denetim tartışmalı
Büyüme var, ama sürdürülebilirlik yok
ICAO’nun yaklaşımına göre havacılık; emniyet (safety), güvenlik (security), sürdürülebilirlik (sustainability) ve erişilebilirlik dengesi üzerine kurulmalı.
Türkiye’de ise bu denge giderek bozuluyor.
Asıl Kırılma Noktası: Sürdürülebilirlik ve İnsan Kaynağı
ICAO bugün havacılığın geleceğini üç büyük hedefle tanımlıyor:
Sıfır can kaybı
2050’ye kadar net sıfır karbon
Her ülkenin sisteme entegre olması
Bu hedefler doğrultusunda özellikle şu alanlara yatırım yapılıyor:
Sürdürülebilir havacılık yakıtları (SAF)
Emisyon azaltım mekanizmaları (CORSIA)
Eğitim ve kapasite geliştirme programları
Devletlere teknik destek
Örneğin ICAO’nun net hedefi çok net:
2050’ye kadar uluslararası havacılıkta net sıfır karbon emisyonu.
Peki Türkiye bu dönüşümün neresinde?
Açık konuşmak gerekirse:
Henüz kenarında bile değil.
Türkiye’nin Görmezden Geldiği 3 Kritik Gerçek
Eğitim krizi derinleşiyor
ICAO, devletlere açıkça şunu söylüyor:
“Standart koymak değil, insan yetiştirmek esastır.”
Ama Türkiye’de:
Uçuş okulları plansız büyüyor
Eğitim kalitesi standartlaşamıyor
Teknik personel açığı kronikleşiyor
SHGM kurulu sistemi geliştireceğine bozuyor. Asli görevini bir kenara iterek eğitim üzerinden ticaret yapıyor
Bu durum, doğrudan emniyet zincirini etkiliyor.
Sürdürülebilirlik politikası yok
Dünyada:
SAF yatırımları artıyor
Emisyon ticaret sistemleri kuruluyor
Havalimanları karbon nötr hedeflerine yöneliyor
Türkiye’de ise:
Net bir ulusal havacılık çevre stratejisi yok
SAF üretimi neredeyse yok denecek seviyede
Emisyon konusu hâlâ “gelecek sorunu” gibi görülüyor
Oysa bilim çok net:
Havacılığın çevresel etkisi; yakıt, operasyon ve altyapı dönüşümüyle azaltılabilir.
Kurumsal yapı zayıflıyor
ICAO’nun “No Country Left Behind” yaklaşımı, devlet kapasitesine vurgu yapar.
Ama Türkiye’de:
Kurumsal hafıza zayıflatılıyor uzman personel ve uluslararsı denetçiler kurumdan uzaklaştırılıyor.
Liyakat yerine sadakat öne çıkıyor
Denetim mekanizmaları bağımsızlığını yitiriyor
Bu da sistemi büyüten değil, kırılgan hale getiren bir yapı oluşturuyor. Bunun sonucu olarakta 2024 yılında yapılan ICAO denetiminde büyük hüsran ve 50.44 puanla 193 ülke arasından 153. sıraya gerilemek.
Peki Ne Yapılmalı?
ICAO’nun yaklaşımını ciddiye alan bir Türkiye için yapılması gerekenler aslında çok net:
Ulusal Havacılık Stratejisi Güncellenmeli
Sadece büyüme değil, emniyet + çevre + insan kaynağı odaklı yeni bir vizyon şart.
Eğitim Reformu Şart
Pilot, teknisyen, ATC eğitimleri standardize edilmeli
Üniversite–sektör iş birliği gerçek anlamda kurulmalı
ICAO standartlarına uyumlu sertifikasyon sistemi güçlendirilmeli
Sürdürülebilirlik Zorunlu Hale Getirilmeli
SAF üretimi için teşvik
Havalimanlarında karbon azaltım programları
Emisyon raporlama zorunluluğu
Kurumsal Bağımsızlık Sağlanmalı
Sivil havacılık otoritesi gerçek anlamda bağımsız olmalı ve asli görevlrrine dönmeli, eğitim ve sertifika satışına son vermeli
Denetim mekanizmaları siyasetten arındırılmalı
Sonuç: Sorun Uçak Değil, Sistem
ICAO’nun verdiği mesaj aslında çok basit:
“Havacılık bir teknoloji değil, bir sistem işidir.”
Türkiye ise hâlâ havacılığı
“uçak almak, havalimanı yapmak ve yolcu sayısını artırmak” olarak görüyor.
Oysa gerçek soru şu:
Bu sistem sürdürülebilir mi?
Eğer bu soruya bugün dürüst bir cevap vermezsek,
yarın sadece rekabet gücünü değil,
emniyet ve güvenilirliği de kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız.
Ve havacılıkta en pahalı bedel,
her zaman en geç ödenen bedeldir.
Yorumlar