Sivil Havacılık Eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda SHGM’deki dijital dönüşüm anlayışını ve KDM-ORG sistemini sorguluyor. Erdağı, vatandaş ve sektör temsilcilerinin kuruma erişiminde yaşandığı öne sürülen sorunlar üzerinden “Devlet kurumu kale değildir” diyerek, kamu yönetiminde erişilebilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı yapıyor.
Oktay Erdağı'nın yazısı:
DEVLET KURUMU KALE DEĞİLDİR: VATANDAŞ SHGM’YE GİREMEYECEKSE DERDİNİ KİME ANLATACAK?
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde yıllardır “dijitalleşme”, “kurumsal dönüşüm”, “yeni nesil yönetim” ve özellikle KDM-ORG adı altında bir sistemden söz ediliyor.
Ben de yıllardır aynı basit soruyu soruyorum:
KDM-ORG nedir ve Türk sivil havacılığının hangi gerçek sorununu çözmüştür?
Hangi işlemi hızlandırmıştır?
Hangi bürokrasiyi azaltmıştır?
Hangi maliyeti düşürmüştür?
Hangi havacılık emniyeti sorununa çare olmuştur?
Pilotun, teknisyenin, işletmenin, uçuş okulunun, hava yolu şirketinin veya sıradan vatandaşın hayatını hangi somut alanda kolaylaştırmıştır?
Bugüne kadar kamuoyuna, sektör çalışanlarına ve hatta kurumun kendi personeline bu soruların tatmin edici cevaplarının verildiğini göremedik.
Ama bugün KDM-ORG ve onun etrafında oluşturulan anlayışın son derece somut bir sonucunu görüyoruz:
İnsanlar SHGM’ye giremiyor!
Sektörde çalışanlar…
SHGM’den yıllarca hizmet verdikten sonra emekli olmuş insanlar…
Havacılık camiasının tecrübeli isimleri…
Ve en önemlisi vatandaş…
Kendi devletinin kurumuna girip derdini anlatmakta zorlanıyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu hangi kamu yönetimi anlayışıdır?
Vatandaş derdini devletine anlatmayacak da kime anlatacak?
Bir pilot lisansıyla ilgili sorun yaşadığında kimi görecek?
Bir teknisyen yetkilendirme konusunda mağduriyet yaşadığında kapısını kimin çalacak?
Bir işletmeci aylardır sonuçlanmayan dosyasını kime anlatacak?
Bir uçuş okulu temsilcisi mevzuattaki bir sorunu kiminle tartışacak?
SHGM’den emekli olmuş, ömrünün 30-40 yılını bu kuruma ve Türk sivil havacılığına vermiş insanlar dahi kapıda bırakılacaksa, bunun adına nasıl “kurumsal gelişme” diyeceğiz?
DEVLET KURUMU KALE DEĞİLDİR
Kamu kurumu kale değildir.
Kamu yöneticisi de kale komutanı değildir.
Kamu kurumu vatandaş için vardır.
Kapısı vatandaşa açık olmak zorundadır.
Elbette güvenlik tedbiri alınır. Elbette kurumun çalışma düzeni korunur. Elbette herkes istediği anda istediği odaya giremez.
Ancak güvenlik başka şeydir, devleti vatandaştan izole etmek başka şeydir.
Randevu sistemi kurarsınız.
Başvuru masası oluşturursunuz.
Sektör temsilcileri için görüşme saatleri belirlersiniz.
Emekliler ve eski yöneticiler için kurumsal ziyaret prosedürü getirirsiniz.
Ama topyekûn bir kapatma anlayışını “dijitalleşme” diye pazarlayamazsınız.
Dijital devlet, vatandaşı kapıdan çevirmek değildir.
Dijital devlet, vatandaşın devlete daha kolay ulaşmasıdır.
Eğer teknoloji insanı devletten uzaklaştırıyorsa orada dijitalleşme değil, bürokratik yabancılaşma vardır.
KDM-ORG’UN BAŞARI ÖLÇÜSÜ NEDİR?
Bir kamu projesinin başarısı afişlerle, sunumlarla, sloganlarla veya kendi içinde ürettiği terminolojiyle ölçülmez.
Sonuçla ölçülür.
Yıllardır KDM-ORG deniliyor.
Peki sonuç?
Türk sivil havacılığı açısından ölçülebilir çıktıları kamuoyuna açıklansın.
KDM-ORG öncesinde bir lisans işlemi kaç günde sonuçlanıyordu, bugün kaç günde?
Bir sertifikasyon işleminin maliyeti neydi, bugün nedir?
Personel verimliliği ne kadar arttı?
Kağıt ve bürokrasi ne kadar azaldı?
Kurumun işlem süreleri yüzde kaç düştü?
Sektör memnuniyeti yüzde kaç arttı?
Kamunun ne kadar kaynağı kullanıldı?
Kaç personel çalıştırıldı?
Toplam maliyet nedir?
Sistem devreye alındıktan sonra elde edilen yıllık kamu tasarrufu ne kadardır?
Bunlar açıklanmıyorsa, vatandaşın da sorma hakkı vardır:
Bu kadar yıldır ne yapıldı?
Daha da önemlisi:
Eğer yıllarca üzerinde çalışıldığı söylenen bir dijital dönüşümün vatandaşın gündelik hayatında en görünür sonucu SHGM’nin kapısının vatandaşa kapanması olmuşsa, ortada çok ciddi bir yönetim problemi var demektir.
VATANDAŞTAN KAÇAN KAMU YÖNETİMİ OLMAZ
Kamu yönetiminin en önemli ilkelerinden biri hesap verebilirliktir.
Hesap verebilirliğin ilk şartı ise muhatap bulunabilmesidir.
Vatandaş kuruma ulaşamıyorsa…
Yetkiliye ulaşamıyorsa…
Dosyasını anlatamıyorsa…
Sektör temsilcisi sorununu yüz yüze aktaramıyorsa…
Kurum kendi içine kapanıyorsa…
Orada teknolojiden önce konuşulması gereken mesele yönetim anlayışıdır.
Türkiye gibi büyük bir havacılık ülkesinin sivil havacılık otoritesi sektörle arasına duvar öremez.
Tam tersine sektörle sürekli temas halinde olmak zorundadır.
Çünkü havacılık masa başında öğrenilmez.
Pilotun problemini pilottan, teknisyenin problemini teknisyenden, işletmenin problemini işletmeciden, uçuş okulunun problemini eğitim kuruluşundan dinlemek zorundasınız.
Kendinizi dış dünyaya kapatıp sonra hazırladığınız ekranlara bakarak “sektörü yönetiyorum” diyemezsiniz.
SHGM KİMSENİN ŞAHSİ OFİSİ DEĞİLDİR
Burada çok temel bir gerçeği de hatırlatmak gerekiyor:
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü herhangi bir yöneticinin şahsi çalışma ofisi değildir.
Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu kurumudur.
Kapısındaki tabela devletindir.
Binası devletindir.
Personeli devlet adına görev yapmaktadır.
Bütçesi kamu kaynağıdır.
Yetkisini milletten ve kanunlardan almaktadır.
Dolayısıyla vatandaşın kapıya gelmesi bir lütuf talebi değildir.
Vatandaş devletinin kurumuna gidiyordur.
Kurum yöneticileri de vatandaşa “bizi rahatsız etmeyin” anlayışıyla yaklaşamaz.
Çünkü kamuda asıl olan kurumun rahatlığı değil, kamunun hizmet alabilmesidir.
EMEKLİ PERSONELE KAPIYI KAPATMAK AYRI BİR GARABETTİR
Bir başka konu ise SHGM’den emekli olan personeldir.
Düşünün…
Bir insan ömrünün 30-40 yılını bir kuruma veriyor.
O kurumun kuruluşunda, gelişmesinde, mevzuatında, uluslararası ilişkilerinde, denetimlerinde çalışıyor.
Sonra emekli oluyor.
Aradan birkaç yıl geçiyor ve bir gün aynı kurumun kapısına geldiğinde kendisine adeta yabancı muamelesi yapılıyor.
Bu yalnızca idari bir mesele değildir.
Bu aynı zamanda bir kurum kültürü meselesidir.
Dünyanın köklü kurumları emekli personelinin bilgi ve tecrübesinden yararlanır.
Biz ise yıllarca kuruma hizmet etmiş insanları kapıdan uzaklaştırmayı marifet sayacaksak, burada dijital dönüşümden önce kurumsal hafızanın ne olduğunu tartışmamız gerekir.
ASIL DİJİTALLEŞME BUDUR
Gerçek dijitalleşme şudur:
Vatandaş başvurusunun hangi aşamada olduğunu görür.
Dosyasının hangi masada beklediğini bilir.
Ortalama işlem süresini öğrenir.
Gecikmenin gerekçesini görür.
İtirazını çevrimiçi yapar.
Yetkiliyle gerektiğinde randevu alır.
Kurumun performans göstergeleri kamuoyuna açıktır.
Hangi işlem ne kadar sürede sonuçlanıyor herkes bilir.
Kamu kaynaklarının nerelere harcandığı şeffaftır.
İşte buna dijitalleşme denir.
Yoksa vatandaşın karşısına ekran koyup binanın kapısını kapatmanın adına dijital devlet denmez.
Bunun adı olsa olsa:
“Vatandaşı sistemin dışına çıkaran dijital bürokrasi” olur.
SON SÖZ
Ben yine aynı soruyu soruyorum:
KDM-ORG Türk sivil havacılığına bugüne kadar somut olarak ne kazandırmıştır?
Ve bugün buna bir soru daha ekliyorum:
KDM-ORG’un veya onunla birlikte geliştirilen yönetim anlayışının en görünür sonucu gerçekten insanların SHGM’ye girişini zorlaştırmaksa, bunun neresi başarıdır?
Vatandaş devletine ulaşamıyorsa sistem başarısızdır.
Sektör otoritesine ulaşamıyorsa sistem başarısızdır.
Emekli personel yıllarca hizmet ettiği kurumun kapısından çevriliyorsa ortada ciddi bir kurum kültürü problemi vardır.
Unutulmamalıdır:
Devlet vatandaştan kaçmaz.
Devlet vatandaşına kapısını kapatmaz.
Devlet, vatandaşının derdini dinlemek için vardır.
Bir kamu kurumunun gücü kapısındaki güvenlik bariyerlerinin yüksekliğiyle değil, vatandaşın o kapıdan içeri girdiğinde muhatap bulabilmesiyle ölçülür.
Eğer bugün Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde geldiğimiz nokta “her şeyi dijitalleştirdik ama insanı içeri almıyoruz” noktasına dönüşmüşse, bunun adı ilerleme değildir.
Bu, teknolojiyi kullanarak devlet ile vatandaş arasına mesafe koymaktır.
Ve hiç kimse kusura bakmasın:
Vatandaşın kendi devlet kurumuna ulaşmasını zorlaştıran hiçbir sistem, dünyanın en gelişmiş yazılımı da olsa, kamu yönetimi açısından başarı hikâyesi olarak anlatılamaz.
Yorumlar