30 Eylül sabahı Dubai'den Tel Aviv'e giden flydubai'nin FZ1073 seferinde yaşananları ilk duyduğumda aklıma gelen soru şuydu: Havacılık güvenliği yıllardır yanlış kapıya mı bakıyor?
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 29 Eylül'de oldukça önemli bir duyuru yayımladı. Duyuruya göre sosyal medyada pilot, uçak bakım teknisyeni, dispeçer ve diğer havacılık lisanslarına yönelik eğitim ve sertifika ilanları veren bazı kişi ve kuruluşların SHGM tarafından yetkilendirilmediği tespit edilmiş.
Bir havayolunun değerini ne belirler? Filosundaki uçak sayısı mı? Sipariş ettiği yeni nesil Airbus ve Boeing'ler mi? Uçtuğu destinasyonlar, taşıdığı yolcular, sahip olduğu slotlar mı?
1990’da ABD’de Northwest Havayolları pilotu Lyle Prouse, alkollü uçuş yaptığı için 16 ay hapse mahkûm edildi. İşini ve pilot lisanslarını kaybetti. Yaptığı, yolcuların hayatını tehlikeye atan ağır bir ihlaldi.
Bir havalimanında yolcunun bavuluyla vedalaştığı an birkaç saniyedir. Check-in görevlisi etiketi yapıştırır. Bavul banda bırakılır. Yolcu arkasını döner ve pasaport kontrolüne doğru yürür. Peki bavul?
12 Ağustos 1985 akşamı Tokyo’dan Osaka’ya gitmek üzere havalanan Japan Airlines’ın JL123 sefer sayılı Boeing 747’sinde kimsenin bilmediği bir geçmiş saklıydı.
Lufthansa’nın hikâyesi, yalnızca Almanya’nın bayrak taşıyıcı havayolunun büyüme serüveni değildir. Aynı zamanda Avrupa’da devletlerin ayakta tutmakta zorlandığı ulusal taşıyıcıların, güçlü bir merkez etrafında nasıl yeniden yapılandırıldığının özetidir.
Bir yolcu uçağı havalandığında, yolcuların büyük bölümü güvenliklerini uçağın teknolojisine emanet ettiklerini düşünür. Oysa havacılık emniyetini ayakta tutan en önemli unsur, kokpitteki iki pilotun birbirleriyle kurduğu iletişimdir. Bugün modern havacılığın temel taşlarından biri kabul edilen Crew Resource Management (CRM) - Ekip Kaynak Yönetimi, aslında teknik bir eğitimden çok bir kültürdür. Ve bu kültür, yüzlerce insanın hayatına mal olan acı derslerin sonucunda doğmuştur.
Havacılık sektörü dışarıdan bakıldığında uçaklardan, terminallerden ve milyonlarca yolcudan ibaret gibi görünür. Oysa bu dev sistemin görünmeyen kahramanları; apronun sıcağında, bagaj bantlarının başında, push-back aracının direksiyonunda, operasyon masasında ve terminalin her noktasında görev yapan insanlardır.
Bazen başarı hikâyeleri sessiz yazılır. Gürültülü törenlerle değil, yıllar boyunca atılan küçük ama kararlı adımlarla büyür. Sabiha Gökçen Havalimanı'nın hikâyesi de tam olarak böyledir.
Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Ahmet Olmuştur'un Forbes'a verdiği röportajı okurken aklıma sürekli aynı soru geldi: THY gerçekten bir havayolu şirketi mi, yoksa artık küresel ölçekte bir ulaşım ekosistemine mi dönüşüyor?
Türk Hava Yolları denildiğinde akla ilk olarak Lufthansa, Emirates, Qatar Airways ya da Air France gelir. Çünkü THY yıllardır kendisini küresel ölçekte bu şirketlerle aynı ligde konumlandırıyor. Uçuş ağı, filo büyüklüğü, yolcu sayısı ve marka bilinirliği açısından bakıldığında da bu yaklaşımın haklı gerekçeleri var.