SHGM eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, kaleme aldığı yazıda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yıllardır “dijital dönüşüm” olarak kamuoyuna sunduğu KDM/KDM-ORG ve KDM-ERP/CTM projelerini mercek altına aldı. Erdağı; harcamalar, sözleşmeler, kaynak kodlarının mülkiyeti ve yazılım ekibinin akıbetine ilişkin dikkat çeken sorular yöneltti.
Kendisinin de SHGM’den emekli olduğunu hatırlatan Erdağı, yalnızca emekli olduğunu gösteren basit bir resmî yazıyı günlerce alamamasını örnek göstererek, kurumun “dijitalleşme” söylemi ile vatandaşın karşılaştığı bürokrasi arasındaki çelişkiye dikkat çekti. Erdağı, SHGM yönetimine şeffaflık ve hesap verme çağrısında bulundu.
SHGM’DE DİJİTALLEŞME MASALI: VATANDAŞ BİR YAZIYI ALAMIYORSA HANGİ DİJİTAL DEVRİMDEN SÖZ EDİYORSUNUZ?
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü son yıllarda neredeyse her fırsatta “dijital dönüşüm”, “şeffaflık”, “ölçülebilirlik”, “izlenebilirlik”, “etkinlik” ve “yeni nesil kamu hizmeti” kavramlarını kullanıyor.
Son açıklamada yine Cumhurbaşkanlığı'nın dijital devlet vizyonuna ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın koordinasyonuna atıfta bulunularak KDM-ORG ve KDM-ERP üzerinden işlemlerin “güvenli, hızlı, izlenebilir ve etkin” biçimde yürütüldüğü ilan ediliyor.
İyi de Sayın Genel Müdür;
Nerede bu hız? Nerede bu şeffaflık? Nerede bu ölçülebilirlik?
Altı yıldır milyonlarca liranın ve binlerce adam/saatin harcandığı ileri sürülen bir sistemden söz ediyoruz.
Defalarca sorduk:
KDM/KDM-ORG ülke sivil havacılığına somut olarak ne kattı?
SHGM'nin hangi hizmetinin kalitesini ne kadar artırdı?
Sistemi kim veya kimler geliştirdi?
Hangi ihale, sözleşme, protokol veya hizmet alımı yöntemi kullanıldı?
Bugüne kadar kamu kaynağından toplam ne kadar harcandı?
Yazılımın kaynak kodları, veri tabanları ve fikrî/sınai hakları kime aittir?
KDM-ERP/CTM için çalışan yazılım ekibi hangi hukuki ve mali ilişki kapsamında SHGM'de çalıştırıldı?
Bunların hiçbirine kamuoyunu tatmin edecek açıklıkta cevap verilmedi.
PATENT/FAYDALI MODEL TARTIŞMASI ORTADAYKEN HÂLÂ “ŞEFFAFLIK” MI DİYORSUNUZ?
Daha vahimi, basına yansıyan haberlerle KDM ile bağlantılı olduğu ileri sürülen bir sınai mülkiyet hakkının SHGM adına değil, Genel Müdür Kemal Yüksek adına tescil edildiğine ilişkin son derece ciddi bir tartışma ortaya çıktı.
Eğer kamu personelinin emeği, kamu kurumunun altyapısı ve kamu kaynaklarıyla geliştirilen bir model söz konusuysa bunun gerçek kişi adına tescil edilmesinin hukuki ve idari dayanağı nedir?
Bakanlık makamının oluru var mıdır?
SHGM Hukuk Müşavirliği'nin görüşü alınmış mıdır?
Başvuruyu gerçekleştiren danışmanlık şirketine ödeme yapılmış mıdır?
Yapıldıysa kim tarafından ve ne kadar yapılmıştır?
Bunları sormak suç değildir. Tam tersine kamu kaynaklarının kullanıldığı yerde bunları sormamak kamuoyu adına büyük eksikliktir.
Şeffaflık, sosyal medya hesabından “şeffafız” yazmak değildir. Şeffaflık; sözleşmeyi, harcamayı, yetkiyi ve sonucu kamuoyunun önüne koyabilmektir.
ŞİMDİ DE KDM-ERP/CTM EKİBİ DAĞITILDI İDDİASI
Tam sınai mülkiyet tartışmasının açıklığa kavuşturulmasını beklerken bu defa KDM-ERP/CTM yazılımında çalışan yaklaşık 20 kişilik ekibin görevine son verildiği yönünde bilgiler gündeme geldi.
Bu doğruysa çok daha önemli sorular ortaya çıkıyor:
Program tamamlandı mı?
Tamamlanmadıysa bundan sonra kim tamamlayacak?
Kaynak kodları kimin elinde?
Bugüne kadar bu programa ne kadar para harcandı?
Bu personel hangi şirket üzerinden, hangi sözleşmeyle ve hangi mali koşullarla çalıştırıldı?
Proje yarım kaldıysa harcanan kamu kaynaklarının hesabını kim verecek?
Altı yıldır “dijital devrim” diye anlatılan sistem hâlâ tamamlanamadıysa bunun idari sorumlusu kimdir?
Bir kamu kurumunda milyonlarca liralık olduğu ileri sürülen projelerin kaderi birkaç kişinin tasarrufuna bırakılamaz.
SHGM ZATEN DİJİTALDİ
Bir başka soru daha var:
SHGM, KDM'den önce taş devrinde miydi?
Hayır.
Önceki Genel Müdür Sayın Bahri Kesici döneminde kurumun çok sayıda işlemi zaten elektronik ortamda yürütülüyordu.
Öyleyse çalışan sistem neden terk edildi?
Yerine getirilen sistem hangi ihtiyaç analizine dayanıyordu?
Eski ve yeni sistem arasında maliyet-fayda analizi yapıldı mı?
Altı yılın sonunda hangi performans göstergesinde ne kadar iyileşme sağlandı?
Madem sürekli “ölçülebilirlik” deniliyor, buyurun ölçelim.
KDM öncesi bir ruhsat işlemi kaç gün sürüyordu, bugün kaç gün sürüyor?
Bir lisans işlemi kaç gün sürüyordu, bugün kaç gün?
Bir AOC işlemi ne kadar sürüyordu, bugün ne kadar?
Herhangi bir emekli personelin dilekçeyle talep ettiği yazı kaç saat/günde veriliyordu, bugün kaç gün/ay?
Sektörün işlem başına ödediği bedel neydi, bugün nedir?
Rakamları açıklayın, biz de alkışlayalım.
Ama sloganları başarı göstergesi olarak kabul etmemizi kimse beklemesin.
BEN BİR YAZIYI BİLE ALAMIYORUM!
İşin trajikomik tarafı tam da burada başlıyor.
Ben yıllarca bu kurumda görev yaptım ve SHGM'den emekli oldum. Yeşil pasaportumun yenilenmesi için Nüfus Müdürlüğüne sunmak üzere yalnızca “SHGM'den emekli olduğuma” ilişkin resmî bir yazı istedim.
Hepsi bu!
Ne teknik inceleme gerekiyor ne komisyon ne denetim ne de karmaşık bir hukuki değerlendirme.
Kurumun personel kayıtlarında bulunan bir bilginin resmî yazıya dönüştürülmesi gerekiyor.
Buna rağmen yazımı alamadım.
Üstelik konu CİMER'e taşındığında verilen cevapta, dilekçemin 30 Temmuz 2026 tarihinde kayıtlara girdiği ve 3071 sayılı Kanun'daki yasal cevaplama süresinin henüz dolmadığı söylendi.
İşte size SHGM'nin “dijital devrimi”!
Vatandaş acil olarak basit bir belge istiyor; kurum ona hizmet üretmek yerine adeta:
“Kanunen daha bekletebilirim.”
diyor.
Bir kamu kurumunun başarısı, vatandaşın işini yasal sürenin son gününe kadar bekletme hakkına sahip olması değildir.
Başarı, beş dakikada yapılabilecek işi beş dakikada yapabilmektir.
Türkiye'de tapudan nüfusa, vergi idaresinden adli sicile kadar sayısız kamu hizmetine elektronik ortamda ulaşılabilirken, SHGM'den kendi emeklilik kaydıma ilişkin bir yazıyı günlerce alamıyorsam bana “dijital dönüşüm” anlatmayın.
BİR YAZI İÇİN GÜNÜ VE SAATİ HESAPLAYAN BU HASSASİYETİ KDM'DE DE BEKLİYORUM
Burada özellikle Personel Müdürü İbrahim Eriş'e, Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Aldemir'e ve Genel Müdür Kemal Yüksek'e bir vatandaş olarak ayrıca seslenmek istiyorum.
Bana verilecek, kurum kayıtlarında zaten mevcut olan basit bir emeklilik yazısı söz konusu olduğunda dilekçenin hangi gün ve saatte kayda girdiğini, 30 günlük azami yasal sürenin ne zaman dolacağını adeta zarraf hassasiyetiyle, günü ve saati milimetrik biçimde hesaplayacak kadar mevzuata bağlılık gösteriliyorsa, ben aynı üstün hassasiyeti KDM/KDM-ORG ve KDM-ERP/CTM konusunda da görmek istiyorum.
Madem kamu hakkını koruma konusunda bu kadar hassassınız;
KDM-ORG yazılımında başlangıcından bugüne kadar toplam kaç personel çalıştırıldı?
Bu personelin kaçı kamu personeliydi, kaçı taşeron veya özel şirket personeliydi?
Hangi şirket veya şirketler üzerinden çalıştırıldılar?
Hangi ihale, doğrudan temin, hizmet alımı, protokol, sözleşme veya başka bir hukuki yöntem kullanıldı?
Her bir personele ne kadar ücret ödendi?
Bu ödemeleri kim yaptı?
SHGM bütçesinden veya sektörün ödediği ücretlerden bu projeye bugüne kadar toplam kaç lira aktarıldı?
KDM-ERP/CTM'de çalıştığı belirtilen yaklaşık 20 kişilik yazılım ekibinin hukuki statüsü neydi?
Bu kişilerin SHGM binasında ve SHGM imkânlarından yararlanarak çalışmasının dayanağı hangi sözleşme veya protokoldü?
Bu ekibe bugüne kadar toplam ne kadar ödeme yapıldı?
Ve görevlerine gerçekten son verildiyse neden son verildi?
İşte ben bir vatandaş olarak İbrahim Eriş, Oğuz Aldemir ve Kemal Yüksek'ten, benim basit bir yazım için gösterdikleri o olağanüstü mevzuat hassasiyetini, günü ve saati hesaplama konusundaki o kusursuz titizliği, kamu kaynaklarının kullanıldığı KDM konusunda da göstermelerini bekliyorum.
Bir vatandaşın işini sonuçlandırmak yerine “30 günlük süre henüz dolmadı” diyebilmek için gösterilen hassasiyetin çok daha fazlasının, milyonlarca liralık kamu kaynağının nereye ve hangi hukuki dayanakla harcandığının hesabında gösterilmesi gerekmez mi?
Benim üç cümlelik yazımın hesabını gün ve saat üzerinden yapabiliyorsanız, KDM'nin altı yıllık hesabını da lira lira yapıp kamuoyuna açıklayın.
İşte gerçek şeffaflık budur.
İşte gerçek ölçülebilirlik budur.
İşte gerçek hesap verebilirlik budur.
Vatan ve kamu hizmeti aşkı, vatandaşın dilekçesindeki 30 günlük sürenin son dakikasını hesaplamakla değil; kamuya ait tek kuruşun dahi hesabını verebilmekle ölçülür.
BU MU “YENİ NESİL KAMU HİZMETİ”?
SHGM açıklamasında:
“Bürokrasi azalıyor, süreçler hızlanıyor, belgeler doğrulanıyor, güven güçleniyor.”
deniliyor.
Ben de soruyorum:
Hangi bürokrasi azaldı?
Kimin işlemi hızlandı?
Hangi objektif veriye göre güven güçlendi?
Benim yaşadığım olay tam tersini gösteriyor.
Personel Müdürü İbrahim Eriş, Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Aldemir ve Genel Müdür Kemal Yüksek'in sorumluluk alanındaki bir kurumda, emekli bir personelin kurum kayıtlarında zaten bulunan üç satırlık bilgiyi resmî yazıyla alması günlerce mümkün olmuyorsa ortada teknoloji problemi değil, yönetim problemi vardır.
Burada isimleri zikretmemin nedeni kişisel husumet değildir. Bunlar kamu görevlileridir ve mesele görev alanlarındaki kamu hizmetinin işleyişidir.
DİJİTALLEŞME, KÖTÜ YÖNETİMİ ÖRTEN BİR PERDE OLAMAZ
Dijitalleşme bilgisayar satın almak değildir.
Yeni yazılım yaptırmak değildir.
Her işlemi ücretlendirmek hiç değildir.
Dijitalleşme; vatandaşa ve sektöre daha hızlı, daha ucuz, daha şeffaf ve daha öngörülebilir hizmet sunmaktır.
Eğer teknoloji artıyor ama işlem süreleri uzuyorsa;
yazılım büyüyor ama bürokrasi büyüyorsa;
gelir artıyor ama hizmet kalitesi artmıyorsa;
yüzlerce insan çalışıyor ama basit bir belge günlerce verilemiyorsa;
orada dijital dönüşümden önce yönetim anlayışının sorgulanması gerekir.
Daha da önemlisi, SHGM bir ticari işletme değildir.
SHGM'nin asli görevi; Türk sivil havacılığını düzenlemek, denetlemek, emniyetini sağlamak ve gerektiğinde yaptırım uygulamaktır.
Kurumun başarısı kaç sınavdan, sertifikadan veya işlemden ne kadar gelir elde ettiğiyle değil; Türkiye'deki sivil havacılığın emniyet, kalite ve uluslararası standartlarının ne ölçüde yükseldiğiyle değerlendirilmelidir.
ARTIK REKLAM DEĞİL, HESAP VERME ZAMANI
Bu nedenle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın artık sosyal medya açıklamalarını değil, dosyaları incelemesi gerektiğini düşünüyorum.
KDM/KDM-ORG ve KDM-ERP/CTM'nin başlangıcından bugüne kadar yapılan bütün harcamalar, sözleşmeler, hizmet alımları, görevlendirmeler, şirket ilişkileri, personel yapısı, kaynak kodlarının mülkiyeti ve sınai mülkiyet işlemleri Bakanlık Teftiş Kurulu ve Sayıştay tarafından incelenmelidir.
Çünkü artık mesele bir yazılım meselesi değildir.
Mesele kamu kaynağı, kamu yönetimi, hesap verebilirlik ve kurumsal sorumluluk meselesidir.
Sayın Cumhurbaşkanının ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanının adını her dijitalleşme açıklamasının başına yazmak, SHGM yönetimini hesap vermekten muaf tutmaz.
Tam tersine, devletin “dijital devlet”, “şeffaf yönetim” ve “vatandaş odaklı hizmet” hedeflerine atıf yapıyorsanız önce kendi uygulamanızın bu ilkelere uyduğunu göstermek zorundasınız.
Sayın Kemal Yüksek;
Bize artık “dijitalleştik” demeyin.
KDM'yi kimin yaptığını açıklayın.
Sözleşmeleri açıklayın.
Harcanan toplam parayı açıklayın.
KDM-ERP/CTM ekibine ne olduğunu açıklayın.
Sınai mülkiyet hakkının neden gerçek kişi adına tescil edildiği tartışmasına belgeleriyle cevap verin.
Ve en önemlisi:
Vatandaşın beş dakikalık işini neden günlerce yapamadığınızı açıklayın.
Çünkü gerçek dijitalleşmenin ölçüsü sosyal medya paylaşımının ihtişamı değil, vatandaşın aldığı hizmettir.
Bir kurum, kendi emeklisinin kurumda çalışıp emekli olduğunu gösteren basit bir yazıyı zamanında veremiyorsa istediği kadar “KDM”, “ERP”, “CTM”, “dijital dönüşüm” ve “yeni nesil kamu hizmeti” desin:
Ortada sorgulanması gereken çok ciddi bir yönetim sorunu vardır.
Yorumlar