Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, İran ile İsrail arasında tırmanan gerilimin yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel sivil havacılığı da doğrudan etkilediğini belirtti. Erdağı, art arda yayımlanan NOTAM’lar ve hava sahası kısıtlamalarının dünya havacılığı açısından “sessiz bir kriz” yarattığını ifade etti.
“Bir Hava Sahası Kapanır, Dünya Yavaşlar”
Erdağı, İran hava sahasının Avrupa ile Asya arasındaki en kritik geçiş koridorlarından biri olduğuna dikkat çekerek, bu hattın devre dışı kalmasının uçuş sürelerini uzattığını ve maliyetleri artırdığını vurguladı. Alternatif rotalara yönelen uçakların daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da havayolları için milyonlarca dolarlık ek yük anlamına geldiğini kaydetti.
Uzayan uçuş sürelerinin sadece ekonomik değil operasyonel sonuçlar da doğurduğunu belirten Erdağı, gecikmelerin zincirleme şekilde yayıldığını, ekip planlamasından slot kayıplarına kadar birçok alanda baskı oluşturduğunu söyledi.
Türkiye İçin Çifte Etki
Türkiye’nin uzun yıllardır “küresel hava köprüsü” rolünü üstlendiğini hatırlatan Erdağı, transit ülke olmanın aynı zamanda jeopolitik krizlere karşı kırılganlık anlamına geldiğini dile getirdi. İran hava sahasındaki kısıtlamaların özellikle İstanbul merkezli uzun menzilli uçuşları etkilediğini belirten Erdağı, başta Türk Hava Yolları olmak üzere Türk taşıyıcılarının Uzak Doğu ve Güney Asya hatlarında daha uzun ve maliyetli rotalara yönelmek zorunda kaldığını ifade etti.
Artan maliyetlerin kaçınılmaz olarak bilet fiyatlarına yansıyabileceğine işaret eden Erdağı, krizlerin ekonomik yükünün çoğu zaman havayolları ve yolcular tarafından taşındığını söyledi.
Savaş Riski Sigortaları ve Artan Belirsizlik
Erdağı, bölgedeki çatışma ortamının sigorta maliyetlerini de yükselttiğine dikkat çekti. Orta Doğu’ya yakın hava sahalarında operasyon yapan havayollarının savaş riski sigortaları nedeniyle ek primlerle karşı karşıya kaldığını belirten Erdağı, bazı hava sahalarının “uçulabilir ancak tavsiye edilmez” kategorisine girdiğini ifade etti.
Bu durumun sivil havacılığı askeri risklerle aynı coğrafyada faaliyet göstermeye zorladığını vurgulayan Erdağı, sivil uçakların jeopolitik gerilimlerin gölgesinde kaldığını dile getirdi.
“Gökyüzü Tarafsız Değil”
Erdağı, uluslararası sivil havacılığın siyasetten bağımsız olduğu yönündeki söylemlerin her büyük krizle birlikte zayıfladığını savundu. Hava sahalarının siyasi kararlarla açılıp kapandığını hatırlatan Erdağı, bir NOTAM’ın küresel hava trafiğini yavaşlatabildiğini ve rotaların bir gecede değişebildiğini söyledi.
Yazısında, “Gökyüzü kapanıyorsa mesele sadece uçaklar değildir; mesele dünyanın ne kadar güvende olduğudur” değerlendirmesinde bulunan Erdağı, havacılığın küresel bir kamu hizmeti olarak korunmasının uluslararası iş birliği ve istikrarla mümkün olabileceğini vurguladı.
Yorumlar