Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisindeki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında, Baykar ve Selçuk Bayraktar’ın ortaya koyduğu üretim modelinin yalnızca savunma sanayii açısından değil, Türkiye’nin teknoloji geliştirme kültürü bakımından da önemli bir örnek olduğunu ifade etti.
Erdağı, Türkiye’de uzun yıllardır yönetmelikler, kurullar, komisyonlar ve strateji belgeleri üzerinden yürüyen havacılık tartışmalarına karşın, Baykar’ın “tasarlayan, deneyen, üreten ve ihraç eden” bir yapı ortaya koyduğunu savundu.
“Mesele yalnızca İHA üretmek değil, zihniyet değişimidir”
Bayraktar TB2, AKINCI, TB3 ve KIZILELMA projelerine dikkat çeken Erdağı, elde edilen sonuçların yalnızca yeni hava araçları üretmekten ibaret görülmemesi gerektiğini belirtti.
Baykar’ın açıkladığı Mart 2026 verilerine göre Bayraktar TB2’nin 36, AKINCI’nın ise 16 ülkeye ihraç edildiğini hatırlatan Erdağı, TB2’nin 1 milyon 250 bin, AKINCI’nın da 150 bin uçuş saatini geride bıraktığını aktardı.
TB3’ün TCG Anadolu’dan kalkış ve iniş gerçekleştirmesini de önemli bir eşik olarak değerlendiren Erdağı, KIZILELMA’nın geliştirme sürecinin devam ettiğini belirtti.
“Savunma havacılığı koşarken sivil havacılık neden seyrediyor?”
Erdağı, savunma sanayiinde elde edilen gelişmelerin ardından asıl sorulması gereken konunun sivil havacılık olduğunu söyledi.
Türkiye’nin büyük bir havayolu filosuna, önemli yolcu trafiğine ve gelişmiş havalimanı altyapısına sahip olduğunu belirten Erdağı, buna rağmen sivil havacılık sanayiinde küresel ölçekte rekabet edebilecek uçak, motor, aviyonik ve sertifikasyon ekosisteminin henüz aynı ölçüde oluşturulamadığını savundu.
“Selçuk Bayraktar ve arkadaşlarının sınırlı imkânlardan başlayarak ulaştığı noktaya, devletin onlarca yıllık kurumsal hafızası ve devasa kaynakları neden aynı hızla ulaşamadı?” sorusunu yönelten Erdağı, bürokrasinin başarı ölçüsünün toplantı ve rapor değil, ortaya çıkan ürün olması gerektiğini ifade etti.
Piaggio Aerospace hamlesine dikkat çekti
Erdağı, Baykar’ın Piaggio Aerospace’i bünyesine katmasını da yalnızca bir şirket satın alması olarak değil, Türkiye’nin sivil havacılık sanayisine açılan yeni bir kapı olarak değerlendirdi.
P.180 Avanti EVO üretiminin artırılması, sivil havacılık kabiliyetlerine yatırım yapılması ve Avrupa’daki uçak-motor bakım kapasitesinin geliştirilmesine yönelik hedeflerin önemli olduğunu belirten Erdağı, bu adımın Baykar’ın vizyonunun savunma sanayiinin ötesine geçtiğini gösterdiğini ifade etti.
“Mazeret değil, teknoloji üretin”
Erdağı, Baykar’ın çalışma kültürünün kamu bürokrasisine önemli mesajlar verdiğini belirterek, “Mevzuat izin vermiyor” veya “Bütçe yok” gibi gerekçeler yerine çözüm ve üretim odaklı bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini savundu.
Türkiye’nin ihtiyacının daha fazla kurul ve komisyon değil; mühendislik, sertifikasyon, üretim, ihracat ve dünya ölçeğinde marka oluşturmak olduğunu söyledi.
TEKNOFEST üzerinden bürokrasi eleştirisi
Erdağı, yazısının son bölümünde TEKNOFEST dönemlerinde bürokrasinin görünürlüğünün arttığını ancak bunun yıl geneline yayılan kalıcı bir performansa dönüşüp dönüşmediğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Savunma ve sivil havacılık bürokrasisinin TEKNOFEST sırasında kameraların önünde görünür hale geldiğini belirten Erdağı, organizasyon sonrasında aynı temponun devam edip etmediğinin tartışılması gerektiğini savundu.
“Sivrihisar’da yoklar, TEKNOFEST’te sahnedeler”
Erdağı, Ankara’ya yaklaşık 100 kilometre mesafede düzenlenen Sivrihisar Hava Gösterileri’nde sivil havacılık bürokrasisinin yeterince görünür olmadığını, buna karşın TEKNOFEST’te yoğun katılım gösterildiğini ileri sürdü.
Bunun yalnızca protokol tercihinden ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Erdağı, havacılığın kameralar önünde görünmekten çok yılın 365 günü sistem kurmak, insan yetiştirmek, denetlemek ve standart yükseltmek olduğunu söyledi.
“TEKNOFEST’in başarısını bürokratik karneye yazamazsınız”
Erdağı, TEKNOFEST’in başarısının kamu bürokrasisinin kendi performansı olarak gösterilmemesi gerektiğini ifade ederek, esas sorunun kamu kurumlarının teknoloji üreticilerinin önünü açacak yapıyı ne ölçüde kurduğu olduğunu vurguladı.
Selçuk Bayraktar ve ekibinin ortaya koyduğu mühendislik yaklaşımının sivil havacılığa da taşınması gerektiğini belirten Erdağı, Türkiye’nin yalnızca savunma sistemleri değil, sivil uçaklar, motorlar, aviyonik sistemler ve havacılık teknolojileri de ihraç eden bir ülke haline gelmesi gerektiğini kaydetti.
Erdağı, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:
“Başkalarının ürettiği teknolojiyle fotoğraf vermek kolaydır. Asıl mesele, o teknoloji üreticilerinin önünü açacak sistemi kurmaktır. Kırmızı montların arkasına saklanmayı bırakın. Kendi karnenizi ortaya koyun. TEKNOFEST’in değil, sizin ne yaptığınızı konuşalım.”
Yorumlar