SHGM eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, KDM-ORG tartışmasını bu kez Sivil Havacılık Genel Müdürü Kemal Yüksek’in “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” vurguları üzerinden ele aldı. Erdağı, KDM’nin maliyeti, Solvera ile ilişkiler ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin soruların kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması çağrısında bulundu.
Erdağı'nın yazısı:
KDM Manifestosu Güzel de, Önce Şu Sorulara Cevap Verin
Sivil Havacılık Genel Müdürü Prof. Dr. Kemal Yüksek’in KDM hakkında yaptığı son açıklamayı dikkatle okudum.
Sayın Yüksek; dijitalleşmeden, ölçülebilirlikten, liyakatten, hesap verebilirlikten, kurumsal hafızadan ve güçlü devlet yönetiminden söz ediyor.
Hatta daha da ileri giderek:
“Şahıslar ve makamlar geçicidir; devlet ve kurumlar kalıcıdır.”
diyor.
Ne güzel sözler...
Ben de tam olarak bu nedenle soruyorum:
Sayın Genel Müdür, sizin için şeffaflık nedir?
Hesap verebilirlik nedir?
Ölçülebilirlik nedir?
Çünkü kamu yönetiminde şeffaflık, manifestolar yayımlamakla olmaz.
Şeffaflık, sorulan sorulara cevap vermektir.
Hesap verebilirlik, yalnızca başkalarının yaptığı işi ölçmek değildir; yönettiğiniz kamu kurumunun faaliyetlerinin de kamuoyu tarafından sorgulanabilmesine imkân vermektir.
Ölçülebilirlik ise sistem üzerinden personelin performansını ölçerken, sistemin kendisine harcanan kamu kaynağını açıklamaktan kaçınmamak demektir.
SOLVERA KİMDİR, KİMİNDİR?
Ben uzun zamandır KDM ve KDM-ORG konusunda yazıyorum.
Bugün ortaya çıkan sorular da yeni değildir.
Nitekim Solvera konusunda benzer sorular yıllar önce TBMM gündemine kadar taşındı.
Soruyorum:
Solvera kimdir, kimindir?
SHGM ile ilişkisi nedir?
KDM/KDM-ORG kapsamında hangi işleri yapmıştır?
Hangi ihale veya hizmet alım yöntemi uygulanmıştır?
Hangi sözleşmeler imzalanmıştır?
Bu şirketten bugüne kadar hangi hizmetler alınmış ve toplam ne kadar ödeme yapılmıştır?
KDM'nin yazılım altyapısının hangi bölümleri kamu personeli tarafından, hangi bölümleri dışarıdan hizmet alınarak geliştirilmiştir?
Bunlar devlet sırrı mıdır?
Değilse neden kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde açıklanmıyor?
Siz bugün “ölçülebilir devlet” diyorsunuz.
O halde ölçelim Sayın Genel Müdür.
KDM'nin bugüne kadarki toplam maliyeti kaç liradır?
Çok basit bir soru.
Cevabı da bir rakamdır.
ASIL BÜYÜK SORU: SINAI MÜLKİYET HAKKI
Şimdi ise KDM tartışmasının çok daha ciddi bir boyutu kamuoyunun önündedir.
Basına yansıyan iddialara göre, SHGM'nin yıllardır kendi kurumsal dönüşüm projesi olarak tanıttığı sistemle bağlantılı bir sınai mülkiyet hakkının kurum adına değil, Genel Müdür Kemal Yüksek adına tescil edildiği ileri sürülmektedir.
Eğer kayıtların hukuki mahiyeti gerçekten bu yöndeyse, bunun açıklamasının yapılması zorunludur.
Çünkü Sayın Yüksek'in kendi sözleriyle:
“Şahıslar ve makamlar geçicidir; devlet ve kurumlar kalıcıdır.”
Tam da öyle!
O halde ben de soruyorum:
Madem şahıslar geçici, kurumlar kalıcıdır; kamu kurumunun imkânları, personeli, bütçesi ve kurumsal kapasitesi içerisinde geliştirildiği belirtilen bir sistemle ilgili sınai mülkiyet hakkının neden bir şahıs adına tescil edildiği iddia edilmektedir?
Bunun hukuki gerekçesi nedir?
BAKANLIK ONAYI VAR MI?
Daha açık soralım.
Böyle bir tescil işlemi yapılmadan önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığından izin veya onay alınmış mıdır?
Alındıysa hangi makamdan, hangi tarih ve sayılı yazıyla alınmıştır?
SHGM Hukuk Müşavirliğinin görüşü alınmış mıdır?
Alındıysa hukuk müşavirliği ne demiştir?
Kamu kaynaklarıyla geliştirilen veya bir kamu kurumunun faaliyetleri içerisinde ortaya çıkan bir sistemin fikrî veya sınai haklarının hangi kişi ya da kuruma ait olması gerektiği konusunda hukuki değerlendirme yapılmış mıdır?
Varsa açıklayın.
Çünkü şeffaflık bunu gerektirir.
DİĞER YÖNETİCİLERİN HABERİ VAR MIYDI?
Bir başka önemli soru daha var:
SHGM'deki Genel Müdür Yardımcılarının bu işlemden haberi var mıydı?
İlgili daire başkanlarının haberi var mıydı?
Hukuk biriminin haberi var mıydı?
Bakan Yardımcısının bilgisi var mıydı?
Bakanlığın üst yönetimine bilgi verildi mi?
Yoksa böylesine önemli bir işlem yalnızca Genel Müdürün bilgisi ve tasarrufuyla mı gerçekleştirildi?
Eğer bütün bu makamların bilgisi varsa, bunun kurumsal kayıtları açıklanmalıdır.
Yoksa mesele daha da vahimdir.
Çünkü Sayın Yüksek'in bugün savunduğu KDM anlayışının temel iddiası zaten yönetimi “kişilere bağlı olmaktan çıkarmaktır.”
O halde KDM'nin kendisi neden bir kişinin iradesiyle özdeşleşmiş görüntüsü vermektedir?
2023'TEN BUGÜNE NEDEN AÇIKLANMADI?
Bir başka soru ise bana göre en az tescilin kendisi kadar önemlidir.
Eğer söz konusu sınai mülkiyet işlemi 2023 yılında gerçekleştirildiyse, neden bugüne kadar kamuoyuna açıklanmadı?
KDM'yi anlatan onlarca sunum yapıldı.
Dijital dönüşüm anlatıldı.
KDM-ORG anlatıldı.
Konferanslarda sistem övüldü.
SHGM'nin stratejik belgelerinde KDM, kurumun önemli dönüşüm projelerinden biri olarak yer aldı.
Peki neden bu kadar önemli bir sınai mülkiyet işleminden söz edilmedi?
Neden SHGM'nin internet sitesinde açıkça duyurulmadı?
Neden sektör paydaşlarına anlatılmadı?
Neden “Bu modelin sınai mülkiyet hakkı şu gerekçelerle Genel Müdür adına tescil edilmiştir” denilmedi?
Şeffaflık buysa, gizlilik nedir?
MANİFESTO YAYIMLAMAK KOLAY, HESAP VERMEK ZORDUR
Sayın Yüksek son açıklamasında belirsizlik, ölçülemezlik, keyfiyet ve liyakatsizliğin kurumsal zafiyet oluşturduğunu söylüyor.
Katılıyorum.
Hatta kendisine buradan bir öneride bulunuyorum:
Bu ilkeleri önce KDM'nin kendisine uygulayın.
KDM'nin maliyetini açıklayın.
Solvera ile ilişkinin bütün mali ve idari boyutunu açıklayın.
Hangi hizmetlerin hangi yöntemlerle satın alındığını açıklayın.
Sözleşmeleri, hukuki dayanakları ve ödemeleri mevzuatın izin verdiği ölçüde kamuoyuyla paylaşın.
Sınai mülkiyet hakkının kimin adına ve hangi hukuki gerekçeyle tescil edildiğini açıklayın.
Bakanlık onayı varsa gösterin.
Hukuk Müşavirliği görüşü varsa açıklayın.
Diğer üst yöneticilerin bilgisi olup olmadığını söyleyin.
2023'ten bugüne neden açıklanmadığını anlatın.
İşte o zaman “şeffaflık” kelimesinin içi dolar.
DEVLETİN “KURUMSAL BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ” ÖNCE KENDİSİNE ÇALIŞMALIDIR
Sayın Yüksek KDM'yi “devletin kurumsal bağışıklık sistemi” olarak tanımlıyor.
Çok iddialı bir tanım.
Ancak bağışıklık sistemi önce kendi bünyesindeki sorunları tespit edebilmelidir.
Kamu yönetiminin en temel bağışıklık sistemi; denetimdir, şeffaflıktır, hesap verebilirliktir ve kamu kaynağının hesabının kuruşuna kadar sorulabilmesidir.
Bu nedenle konu artık yalnızca KDM'nin başarılı veya başarısız olması meselesi değildir.
Mesele kamu yönetimi meselesidir.
Mesele bir kamu projesinin nasıl geliştirildiği, kimlere ne kadar ödeme yapıldığı, fikrî ve sınai haklarının nasıl yönetildiği ve bütün bunların hangi idari ve hukuki kararlarla gerçekleştirildiği meselesidir.
Ve tam da Sayın Yüksek'in söylediği gibi:
“Şahıslar ve makamlar geçicidir; devlet ve kurumlar kalıcıdır.”
Evet Sayın Genel Müdür.
Biz de bunun için soruyoruz.
Çünkü yarın Kemal Yüksek olmayacak.
Ben olmayacağım.
Bugünkü Bakan, Bakan Yardımcıları ve Genel Müdür Yardımcıları da olmayacak.
Ama Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kalacak.
Devlet kalacak.
Kamu kaynakları kalacak.
Ve devletin arşivleri kalacak.
SAYIN BAKAN URALOĞLU'NA ÇAĞRIMDIR
Bu nedenle artık açıklama beklemekle yetinilmemelidir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu'nun konuyu Bakanlık Teftiş Kuruluna inceletmesinin; gerekiyorsa Sayıştay denetimi bakımından da ilgili süreçlerin işletilmesinin kamu yönetimine duyulan güven açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
İncelemenin konusu kişiler değil, kamu kaynakları ve kamu yönetiminin ilkeleri olmalıdır.
KDM/KDM-ORG'un başlangıcından bugüne kadar yapılan hizmet ve yazılım alımları, Solvera başta olmak üzere yüklenicilerle ilişkiler, yapılan ödemeler, sözleşmeler, yetkilendirmeler ve sınai mülkiyet süreçleri incelenmelidir.
Ortada hiçbir hukuka aykırılık yoksa bu denetim zaten bunu ortaya koyar ve tartışmaları bitirir.
Ama soru sormadan, belge istemeden, denetlemeden yalnızca “şeffaflık”, “hesap verebilirlik” ve “ölçülebilirlik” kelimelerini tekrarlamak kamu yönetiminde yeterli değildir.
Şeffaflık bir slogan değildir.
Hesap verebilirlik bir manifesto değildir.
Kurumsallık ise bir kişinin kendisini anlattığı yönetim modeli hiç değildir.
Şeffaflığın çok basit bir ölçüsü vardır:
Sorular sorulur, belgeler ortaya konulur ve cevaplar verilir.
Biz yıllardır soruyoruz.
Şimdi sıra sizde Sayın Kemal Yüksek.
Manifestoyu bir kenara bırakın ve sorulara cevap verin.
Yorumlar