Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı, 19–20 Eylül 2026 tarihlerinde 11’incisi düzenlenen SHG Airshow’u değerlendirdi. Erdağı, özellikle Türkiye’nin ilk profesyonel kadın akrobasi pilotu Semin Öztürk Şener’in gösterisine dikkat çekerek, Sivrihisar’da yalnızca bir hava gösterisinin değil, Türk havacılık kültürünün ve Cumhuriyet kadınlarının gökyüzündeki temsilinin de sahneye çıktığını ifade etti.
Erdağı, Ali İsmet Öztürk tarafından yıllar içinde oluşturulan Sivrihisar Havacılık Merkezi’nin bugün yalnızca uçakların kalkıp indiği bir meydan değil, Türk havacılık tarihinin geçmişiyle geleceğini buluşturan önemli bir merkez hâline geldiğini belirtti.
“Semin Öztürk Şener yalnızca uçmadı, bir mesaj verdi”
Erdağı, Semin Öztürk Şener’in “Yeni Menekşe” ile gerçekleştirdiği gösterinin organizasyonun en dikkat çekici performanslarından biri olduğunu söyledi.
Semin Öztürk Şener’in kokpitteki varlığının yalnızca akrobasi hareketleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Erdağı, onun genç kızlar açısından önemli bir rol model olduğunu ifade etti.
Erdağı, “Semin Hanım yalnızca uçmuyor; genç kızlara ‘Sizin de yeriniz gökyüzü olabilir’ diyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Cumhuriyet kadını gökyüzündeydi”
Semin Öztürk Şener’in Türkiye’nin ilk profesyonel kadın akrobasi pilotu olarak taşıdığı sembolik değere dikkat çeken Erdağı, onun başarısını Cumhuriyet’in Türk kadınına açtığı eğitim ve meslek alanlarının günümüzdeki yansımalarından biri olarak değerlendirdi.
Kadınların yalnızca pilotlukta değil, mühendislikten bakıma, hava trafik kontrolünden yönetime kadar havacılığın tüm alanlarında daha fazla yer alması gerektiğini belirten Erdağı, gençlere somut rol modeller gösterilmesinin önemine vurgu yaptı.
Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın mirası aynı gökyüzünde buluştu
SHG Airshow’un en dikkat çekici anlarından birinin de Türk havacılık tarihinin iki önemli ismi Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ’ın mirasının aynı gösteride buluşması olduğunu belirten Erdağı, Vecihi Hürkuş’un 1931’de tasarladığı Vecihi XIV’ün replikasının torunu Lee Vecihi Maxson tarafından uçurulduğunu, Ali İsmet Öztürk’ün ise Nuri Demirağ’ın Nu.D-36 uçağının replikasıyla havalandığını aktardı.
Böylece Türk havacılık tarihinin iki sembol uçağının yaklaşık bir asır sonra aynı gökyüzünde yan yana geldiğini belirten Erdağı, bu anın manevi değerinin rakamlarla ölçülemeyeceğini ifade etti.
“Havacılık tarihi böyle yaşatılır”
Erdağı, tarihî uçakların yalnızca müzelerde sergilenmesiyle yetinilmemesi gerektiğini belirterek, uçabilir replikaların yeni kuşaklarla buluşturulmasının havacılık kültürü açısından son derece önemli olduğunu kaydetti.
M.S.Ö. Hava ve Uzay Müzesi envanterinde bulunan P-51 Mustang, Spitfire Mk IX, Boeing Stearman ve UH-1 gibi hava araçlarının yeniden gökyüzüne çıkmasının da bu kültürün yaşatılmasına katkı sağladığını söyledi.
Türk Yıldızları da gösteride yer aldı
Türk Yıldızları’nın da SHG Airshow kapsamında gökyüzünde yer aldığını belirten Erdağı, ekibin yıllardır sürdürdüğü disiplin, hız ve senkronizasyon geleneğinin organizasyona ayrı bir değer kattığını ifade etti.
“Pars & Dede” gösterisine özel vurgu
Erdağı, Ali İsmet Öztürk ile torunu Pars Şener’in gerçekleştirdiği “Pars & Dede Airshow” gösterisini de havacılık kültürünün kuşaktan kuşağa aktarılması açısından sembolik bulduğunu belirtti.
Bir tarafta onlarca yıllık tecrübe, diğer tarafta henüz hayatın başındaki bir çocuğun aynı havacılık hikâyesi içinde yer aldığını ifade eden Erdağı, “O kokpitte geçmiş ile gelecek yan yana oturuyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Sivrihisar genel havacılık açısından model olmalı”
Ali İsmet Öztürk’ün Sivrihisar’da oluşturduğu havacılık yapısının Türkiye’de genel havacılık açısından incelenmesi gereken bir model olduğunu söyleyen Erdağı, özel girişim, tarih bilinci ve kişisel fedakârlıkla Anadolu’nun ortasında böyle bir merkezin yaşatılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Türkiye’de genel havacılığın uzun yıllardır yeterince gelişemediğini savunan Erdağı, Sivrihisar’da oluşturulan yapının çocuklara, gençlere ve havacılık meraklılarına doğrudan dokunduğunu ifade etti.
“Belki bugün tribündeki bir çocuk yarının pilotu olacak”
SHG Airshow’un en önemli değerlerinden birinin genç kuşakları havacılıkla buluşturmak olduğunu belirten Erdağı, tribünlerde Semin Öztürk Şener’i izleyen küçük bir kız çocuğunun yıllar sonra pilot, mühendis veya akrobasi pilotu olabileceğini söyledi.
Rol model yaratmanın tam olarak bu olduğunu belirten Erdağı, Semin Öztürk Şener’in Türkiye tarafından daha güçlü biçimde sahiplenilmesi ve uluslararası ölçekte tanıtılması gerektiğini ifade etti.
Ali İsmet Öztürk’e teşekkür
Erdağı, Sivrihisar’da oluşturduğu havacılık merkezi, Türk havacılık tarihinin önemli uçaklarını yeniden gökyüzüne taşıması, gençlere havacılığı sevdirmesi ve genel havacılık kültürünü yaşatması nedeniyle Ali İsmet Öztürk’e teşekkür etti.
Semin Öztürk Şener’in de Türk kadınının havacılıktaki konumunu dünyaya gösterebilecek önemli isimlerden biri olduğunu belirten Erdağı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Cumhuriyet’in kadınları yalnızca gökyüzüne bakmaz. Gerektiğinde o gökyüzüne çıkar, uçağını kullanır ve izini bırakır.”
Erdağı, Sivrihisar’daki organizasyonu ise “Tarih uçtu, Cumhuriyet uçtu, Türk kadını uçtu” sözleriyle özetledi.
Yorumlar