Ortadoğu’da yükselen her gerilimde ilk kapanan şey hava sahası oluyor. Gökyüzü karar vermez, siyaset karar verir. Ama faturayı en hızlı ödeyen alanlardan biri havacılıktır. Uçuşlar iptal edilir, rotalar değişir, yüz binlerce insanın planı altüst olur.
Turizm duraksar, ticaret yavaşlar, aileler ayrı düşer. Savaşın cephede olmayan yüzü budur.
Havacılık barış zamanlarının sektörüdür. Uçaklar insanların birbirine ulaşmasını sağlar; kültürleri, ekonomileri, umutları taşır. Gökyüzü açık olduğunda ülkeler yakınlaşır. Hava sahaları kapandığında ise mesafeler sadece kilometre olarak değil, zihinsel olarak da büyür. Savaş, yalnızca sınırları değil, bağlantıları da tahrip eder.
Bugün yaşanan kriz bunun somut bir örneğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin üç önemli havayolu; THY, Pegasus ve AJet, bölgedeki hava sahası kısıtlamalarından doğrudan etkileniyor. İptal edilen seferler sadece operasyonel bir sorun değil; her gün milyonlarca dolarlık ekonomik etkinin kesintiye uğraması anlamına geliyor. Bu tablo yalnızca şirket bilançolarını değil, turizm gelirlerini, bağlantılı ticareti ve dolaylı olarak istihdamı da etkiliyor.
Üstelik bu sadece bir günün maliyeti. Kriz uzadıkça kayıplar katlanarak büyüyor. Havacılık yüksek sabit maliyetle çalışan bir sektör. Uçak leasing ödemeleri devam eder, personel maaşları ödenir, bakım planları işler. Ancak gelir, uçuş gerçekleştiği sürece vardır. Uçak yerdeyken gider akmaya devam eder, gelir kesilir. İşte kırılganlık tam da burada başlar.
Bir uçuş iptali, sadece o koltukların geliri değildir. Uçak rotasyonu bozulur, ekip planlaması değişir, bağlantılı yolcu zinciri dağılır ve ertesi günün operasyonu da etkilenir. Savaşın ekonomik etkisi görünenden daha derindir. Çünkü havacılık küresel bir ağdır; bir düğümdeki kopuş, tüm sistemi sarsar.
Peki bu maliyet nerede hissedilir? Uzun vadede arz daralır, maliyet artar, fiyat baskısı oluşur. Dolaylı olarak bilet fiyatlarına yansıma ihtimali güçlenir. Hizmet kalitesi baskı altına girer. Turizm zinciri etkilenir. Küçük işletmeler bundan payını alır. Savaşın ekonomik dalgası sadece şirketlerde kalmaz; topluma yayılır.
Ama mesele yalnızca para değildir. Asıl mesele bağlantının kesilmesidir. Havacılık insanları yakınlaştırmak için vardır. Küresel ekonomi istikrar ister. Yatırım güven ister. Seyahat özgürlük ister. Savaş ise tam tersini üretir.
THY, Pegasus ya da AJet yazdıkları zararı zamanla telafi edebilir. Bilançolar toparlanır, operasyonlar yeniden kurulur. Ama kaybedilen istikrar ve güven kolay geri gelmez. Uçakların kalkamaması bir semboldür; asıl mesele insanların birbirine ulaşamamasıdır.
Gökyüzü kimsenin değildir ama herkesindir. Ve her kriz bize şunu hatırlatır: Havacılık barışa bağımlıdır. Barış zayıfladığında sektör kırılganlaşır. Savaşın kazananı olabilir diye düşünenler olabilir; ama kaybedeni her zaman bağlantıdır, istikrardır ve nihayetinde insandır.
Gökyüzü açık kalmalı. Çünkü savaş başladığında sadece sınırlar değil, insanlığın birbirine ulaşma imkânı da kapanır.
Bu arada üzülerek söylemem gerekirse prim, temettü rafa kalkabilir. Bahane de hazır. Savaş, uçuş iptalleri, ekonomik zarar gibi argümanları çok rahat kullanabilir Ahmet Bolat.
Bu arada bana bahsedilen iftar programı AKP İl Teşkilatı tarafından yapıldı. Ve maalesef Ahmet Bolat o iftarda ortalarda yoktu.
Hatta TİS görüşmeleri bile sarkabilir. Belki de tarihin en düşük zammını alabilir THY ve THY Teknik çalışanları.
Yorumlar