Her gün İstanbul Havalimanı’na binlerce araç giriş-çıkış yapıyor. Havalimanına ulaşabilmeniz için iki seçenekli yol var. Biri paralı yol diğeri de kısıtlı ücretsiz yol. Kısıtlı diyorum, çünkü gidebileceğiniz alternatif yok. Üçüncü köprü yolunu kullananlar gizli tuzakların kurbanı olmakla karşı karşıya geliyorlar.
Anlatalım.
Pilotlar, hostesler, teknisyenler havalimanına ulaşmak için en hızlı yolu tercih etmek zorundalar. Bu sebeple genellikle ücretli yolu tercih ediyorlar. Ama bilmiyorlar ki bu otoyol tuzaklarla dolu.
Öyle bir sistem kurulmuş ki, random usulü seçilen araçlar ister HGS’niz olsun ister OGS’niz olsun bariyere takılıyor.
Gişe görevlisi “Efendim bakiyeniz yok görünüyor, ister nakit ödeyin isterseniz kaçak geçiş yazalım” deyip sizi iki seçenekli bir durumla karşı karşıya bırakıyor.
“Nasıl olur benim HGS veya OGS dolu” diyenler kaçak geçiş yaz deyip yoluna devam ediyor.
Sonra arkanızdan ceza veya ödeme tebligatı evinize geliyor.
Gel de işin içinden çık. Bir yandan “HGS veya OGS dolu” deyip umursamayanlar diğer yanda “ne olur ne olmaz” deyip ödeyenler.
Ödemeyenlerin kapısına bu sefer icra ödeme emri geliyor.
Hadi bakalım mahkeme yollarına. Anlat derdini. Ödersin, ödemezsin derken işin sonu alacak davasına dönüşüyor. Ve kazanan otoyol işleticileri oluyor.
Aynı durum şahsen benim yaşadığım bir durumdur.
HGS’me 200 TL yükledim ve otobandan geçiş yaparken bariyer açılmadı. Gişe memuru ile ufak bir tartışma yaşadım ve “kaçak geçiş yapın” dedim. Sanki HGS’de para yokmuş gibi mahkemelik olduk. Maalesef otoyol işletmecisi davayı kazandı. Hem de cezaları ile birlikte.
Ceza derken katlamalı cezadan bahsediyorum.
Trafik veya kaçak geçişlerde devletin kontrolünde olan otoyol veya köprülerden kaçak geçişin katlamalı cezalarını kastediyorum.
Özel sektörün katlamalı ceza kestiğine ilk kez şahit oluyorum ve şaşırıyorum. Devletin haricinde sana özel sektör de katlamalı ceza gönderebiliyor.
Havacılık sektöründe çalışan arkadaşları özellikle uyarmak istedim bu konuda. Aman dikkat edin. Devlet cezalı ödeme işini de özel sektöre devretmiş.
Sadece vatandaşlar için veya havacılık sektörü için söylemiyorum bunları. Şirketler için de can atıcı cezalar geldiğini öğreniyoruz. Bir şirkete 75 bin 741 TL ödeme emri gelmiş. Araba fiyatı vallahi. Dudak uçuklatır.
Aslında buradaki oyun şu. Otoyol işleticileri devletle mahsuplaşmasını aylık ya da yıllık yapıyor. Dolayısıyla otoyol işleticisine de nakit para lazım olduğu için, yolunacak kaz da belli. Sürücüler.
O halde tüm sürücülerimizi havacılık çalışanları açısından baktığımda uyarmak zorundayım. Vatandaş mı? Onlar zaten perişan.
O halde tuzak yolu geçişlerinizi dikkatlice yapın. Para isteyene de verin gitsin. Ceza ödemekten iyidir.
Temel Kotil aile şirketi…
TAİ Genel Müdürü Temel Kotil’in kendi soyadını taşıyan dört kişiyi TAİ’de istihdam etmesi olay oldu. Bence de olmalı. Başka gariban yok mu bu ülkede. Başka becerikli insan yok mu bu ülkede.
Ha bir de şu var. Adamın iki şoförü varmış. Biri İstanbul’da diğeri Ankara’da. İkisi de Kotil soyadlı. Ya arkadaş niye böyle yaparsınız!
Çok meraklı isen Kotil’leri çalıştırmaya onlarca dönüm üzüm bağın var Şarköy’de orada çalıştır. Devletin, milletin parasını aile efradına yedirmek de ne laçka iştir.
Hiç yakıştıramadım, hiç konduramadım. Biz THY’deki son dönemde yaşananlardan ötürü “Temel Kotil’i arar olduk” derken böyle bir tablo ile karşılaşmak, “aynı tas aynı hamam” sözünü hatırlatıyor.
Kalın sağlıcakla diyemiyorum. Çünkü toplumun ruh sağlığı iyice bozuldu.
Yorumlar Tüm Yorumlar (12)