Türk Hava Yolları’nda yönetim tartışmaları sürerken, Ahmet Bolat dönemine ilişkin en dikkat çekici başlıklardan biri hukuk harcamaları.
Şirket bünyesinde 60’tan fazla avukat görev yapıyor. Bu, birçok kurumun hayal bile edemeyeceği bir hukuk gücü demek.
Peki o zaman soru basit;
Bu kadar geniş bir hukuk kadrosu varken, dışarıdan avukatlara neden ihtiyaç duyuldu?
Bu noktada adı sıkça anılan isimlerden biri Sezgin Tunç. Malum kendisi Fahrettin Altun’un ve eşinin avukatı. Sanırım artık Papa’nın da avukatlığını almak için girişimlerde bulunmaya başlamıştır.
Buradan açık ve net sorular soruyorum;
Bugüne kadar Sezgin Tunç tarafından THY adına kaç dava açıldı?
Bu davaların konusu nedir?
Bu davalar gerçekten şirketin kurumsal ihtiyaçlarından mı doğdu, yoksa belirli kişi ve içeriklerin takibiyle mi sınırlı kaldı?
Kamuoyunda konuşulan bir diğer iddia ise daha dikkat çekici:
Sezgin Tunç’un görevi yalnızca belirli medya platformlarını, özellikle de AirportHaber’i takip etmek ve bu doğrultuda hukuki süreç başlatmak mı?
Eğer böyleyse, bu durum bir hukuk hizmeti mi yoksa kurumsal refleksten farklı bir kullanımı mı? Kişisel bir takip midir? Yani Ahmet Bolat’ın kişisel kibri ve kini midir?
Bir diğer kritik soru da şu;
Bu çalışmalar karşılığında ne kadar ödeme yapıldı?
Dava başına mı ücret alındı, yoksa yıllık bir danışmanlık anlaşması mı yapıldı?
Eğer yıllık anlaşma varsa, toplam bedel nedir?
Eğer dava başına ödeme yapıldıysa, açılan dava sayısı ile birlikte toplam maliyet neye ulaştı?
Burada mesele bir isim meselesi değil. Mesele, kamuya açık bir şirketin kaynaklarını nasıl kullandığıdır.
Şeffaflık, sadece başarı hikâyelerinde değil; harcamalarda da geçerli olmalıdır.
Ve bu soruların cevabı verilmeden, bir dönemin bilançosu eksik kalır.
Ve yeni yönetim tüm bunları araştırmalıdır. Sezgin Tunç denen avukatın oturduğu yerden ne kadar para kazandığını bilmiyorum. Çünkü hiçbir duruşmada görmedik. Avukatım da görmedi. Stajyer avukatlar veya yanında çalışan avukatlar duruşmaları takip ediyor.
Masa başında kazanılan paralarla New York Central Park’ta sabah koşusu yapmak da çok keyifli olmalı.
Murat Şeker ve Ahmet Olmuştur, bu gibi gereksiz harcamalara daha ne kadar göz yumulacak?
Eğer kamu kaynaklarını ve yetimin hakkını böyle gereksiz yere harcanmasını önleyeceğiz diyorsanız ilk işiniz bu avukatın sözleşmesini gözden geçirilmesini sağlamak olmalı. Ve açtığı davaların THY’ye ne faydası olduğunu da düşünün.
Ayrıca açmış olduğu davaların sayısına, şikayet konusuna bakarak anlayacaksınız ki mesele THY’yi korumak değil para kazanmak olduğunu net olarak anlayacaksınız. Lütfen THY adına Ali KIDIK ve Airporthaber hakkında açılan davaların dosyasını isteyin. Hukukçu olmayan bir köylü Mehmet ağanın bile “böyle dava olur mu” diyeceğini göreceksiniz.
İlkokul talebelerinin bile “yuh” diyeceği davalar. Çocukça..
Yorumlar