25 Mayıs 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]

Beyaz Geceler, Tertemiz Terminaller ve “Biz Bunu Nasıl Başardık?” Sorusu

İnsan bazen kötü bir şey arıyor.

Alışmışız çünkü.

Bir eksik olacak…
Bir aksilik çıkacak…
Bir personel ters davranacak…
Tuvalette sabun olmayacak…
Sistem çökecek…
Uçak gecikecek…
Bir yerde “Türkiye klasiği” yaşayacağız diye bekliyoruz.

Bu defa olmadı.

Eşimle birlikte St. Petersburg seyahati için Sabiha Gökçen Havalimanı’na gittik.

Daha otoparka girerken başlıyor düzen.

Bakın küçümsemeyin…
Türkiye’de otopark bile medeniyet göstergesidir.

Aracı bırakıyorsunuz.
Yönlendirme net.
Karışıklık yok.
Gerginlik yok.
Bağıran çağıran yok.

Terminale girdik.

Pırıl pırıl.

Ama gerçekten temiz.
“Havalimanı temizliği” denen göstermelik parlatmadan bahsetmiyorum.
Gerçek temizlik.

Tuvaletlerde sabun var.
Kağıt var.
Kötü koku yok.
Lavabo savaş alanına dönmemiş.

Bunu özellikle yazıyorum çünkü bazı Avrupa havalimanlarında insanın medeniyete olan inancı pasaport kuyruğunda bitiyor.

Sabiha Gökçen’de ise yıllar öncesinin kaotik havası ciddi şekilde değişmiş.

Belli ki işletme kendini sürekli güncelliyor.

Personel deseniz…
Güler yüzlü.
Yardımcı.
Ne yaptığını biliyor.

Bu çok önemli.

Çünkü havacılıkta yolcu önce güven satın alır.
Bilet sonra gelir.

Pegasus kontuarına geçtik.

İşlem hızlı.
Kimse surat asmıyor.
Kimse sizi başından savmaya çalışmıyor.

Check-in bitti…
Telefonunuza anında boardingpass düşüyor.

Teknoloji dediğin budur işte.

İnsanı yormuyorsa anlamlıdır.

FastTrack’ten geçtik.
Pasaport kontrolü derken dutyfree alanına ulaştık.

Sonra Plaza Premium Lounge.

Şimdi burada dürüst olalım…

Türkiye’de bazı lounge’lar vardır.
İçeri girersiniz.
Üç zeytin, iki peynir…
Bir de suratınıza bakmayan personel.

Burada öyle değil.

Yiyecek çeşitli.
İçecek çeşitli.
Alan ferah.
Personel ilgili.
Hijyen yüksek.

Ve Konforlu oturma alanları…

Ama en güzeli ne biliyor musunuz?

Manzara.

Özellikle havacılık tutkunuysanız saatlerce cam kenarında oturursunuz.

PPG bu işi gerçekten biliyor.

Derken ekrana baktık.
Uçağa doğru yola çıktık.

Yine gözüm kusur arıyor.

Bulamıyorum.

Derken, Pegasus personeli yolcuları yönlendiriyor.
Cobus karmaşası bile çözülmüş.

Eskiden yanlış otobüse binen insanlar vardı.
Şimdi özel anonslarla yönlendirme yapılıyor.

Yapay zekâ destekli sistemler devreye girmiş.

Bakın…
Havacılık artık sadece uçak işi değil.
Operasyon zekâsı işi.

Sonra uçağa bindik.

Karşılama sıcak.
Kabin temiz.
Anonslar yapay zekâ destekli.

Ve Pegasus Cafe…

Açık söyleyeyim…
Eskinin “sandviç havayolu” algısından çok uzak.

Geçen hafta yazdığım gibi sıcak yemek yedik.
Gayet başarılı.

Restoran deneyimine yaklaşmış.

Kabin ekibinin ilgisi zaten ayrı konu.

Pegasus bir şeyi standartlaştırmış:

Nezaketi.

Bu çok zor iştir.

Bir şirkette bir kişinin iyi olması kolaydır.
Bütün operasyonun aynı çizgide olması zordur.

Dönüş uçuşunda da aynı kaliteyi görünce bunun tesadüf olmadığını anlıyorsunuz.

Gelelim St. Petersburg’a…

Ah St. Petersburg…

Bazı şehirler vardır…
Şehir değil roman gibidir.

Burası öyle.

Nevsky Caddesi başka bir dünya.

Hermitage deseniz…
Müze değil medeniyet vitrini.

Ve beyaz geceler…

Saat gece yarısı.
Gökyüzü hâlâ aydınlık.

İnsan zaman kavramını kaybediyor.

Parklar tertemiz.
Sokaklar temiz.
Yollar yıkanıyor.

Evet yanlış okumadınız.

Yıkanıyor.

Her gün.

Metrolar ise bildiğiniz sanat galerisi.

Biz metro istasyonuna fayans döşeyince mutlu oluyoruz.
Adamlar istasyona saray yapmış.

Yemekler kaliteli.
Üstelik uygun fiyatlı.

Ama önemli bir detay:

Mastercard ve Visa birçok yerde çalışmıyor.

Gitmek isteyenlere tavsiye…
Yanınıza ruble alın.
Ya da euro/dolar.

Çünkü politik gerçekler romantizm dinlemiyor.

Bir başka dikkatimi çeken konu:

Tatlar.

Aynı ürün…
Burada başka tat.
Orada başka tat.

Sebze meyvede bile fark hissediliyor.

İnsan ister istemez düşünüyor:
“Biz ne yiyoruz?”

Dönüş yine Pegasus’la.

Yine tertemiz uçak.
Yine düzen.
Yine profesyonellik.

Ve hoşuma giden detaylardan biri:

Çöplerin ayrıştırılması.

Evet.
Uçakta bile.

Çevrecilik bazen reklamlarda değil küçük detaylarda belli olur.

St. Petersburg’u özellikle beyaz geceler döneminde tavsiye ederim.

Üstelik ulaşım artık çok kolay.

Pegasus ile Sabiha Gökçen bağlantısı ciddi avantaj.

Vizeyi merak edenler için de not:

Hususi pasaport sahipleri online başvuruyla yaklaşık iki günde vizelerini alabiliyor.

Sistem oldukça pratik.

***

Bazen iyi yapılan işi de yazmak lazım.

Çünkü bu ülkede sürekli negatif konuşunca kaliteli iş yapanların hakkını yemiş oluyoruz.

Bu yüzden açık açık söyleyelim:

Sabiha Gökçen Havalimanı işletmesini…
Plaza Premium Group’u…
Ve Pegasus Havayolları’nı tebrik ediyorum.

Türk sivil havacılığının gerçekten yüz akı işler yapıyorlar.

Kurban Bayramınızı şimdiden kutlarım.

Gökyüzünüz açık…
Uçuşlarınız emniyetli olsun.





























Serdar BAŞAĞAOĞLU

[email protected]

Beyaz Geceler, Tertemiz Terminaller ve “Biz Bunu Nasıl Başardık?” Sorusu

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000