25 Mayıs 2026, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA METAFORU





Sektörümüzün eski üst yöneticilerinden biri “Ağustos böceği değil, karınca olun” diyor aşağıdaki yazısında. Nasihat etmek güzel. Ancak
Malcolm X’ in şu sözünü de hatırlatmadan geçemeyeceğim.EN İYİ NASİHAT ÖRNEK OLMAKTIR (?)

Paylaşımında maddi hazırlığın önemine de dikkat çeken eski yöneticimiz özellikle maaşlı çalışan üst düzey yöneticilerin aktif çalışma dönemlerinde emeklilik sonrası için gelir planlaması yapmaları gerektiğini vurguladı. “Yaz aylarında tamamen ağustos böceği gibi değil, yeteri kadar karınca misali emekliliğe hazırlık yapmak artık zorunluluk” değerlendirmesinde bulunmuşlar yazısının bir bölümünde. Karınca metaforu ve emekliliğe hazırlık?

Gelelim konuya bizim bakışımıza. İş yaşamında insanlar çoğu zaman iki farklı karakter üzerinden anlatılır: Ağustos böceği ve karınca… Bu metafor sadece çalışkanlık ile tembellik arasındaki farkı anlatmaz; aynı zamanda hayata bakışı, sorumluluk anlayışını, gelecek kaygısını ve insan ilişkilerini de ortaya koyar. Çünkü iş hayatı yalnızca maaş almak ya da mesai doldurmak değildir. Aynı zamanda güven vermek, yük paylaşmak, zor günlerde ayakta kalmak ve yarını düşünmektir.

Masalın bilinen tarafında karınca çalışır, ağustos böceği ise saz çalıp eğlenir. Kış geldiğinde ise hazırlıksız yakalanır. Çocukluğumuzdan beri anlatılan bu hikâye bugün iş dünyasında hâlâ geçerliliğini koruyor. Çünkü modern ofislerde, fabrikalarda, havalimanlarında, kamu kurumlarında ya da özel şirketlerde de aynı karakterlerle karşılaşıyoruz.

Bazı çalışanlar vardır; görev tanımının dışına çıkmasa bile işini ciddiyetle yapar. Sessizdir, gösterişi sevmez, sürekli “Ben ne yaptım?” diye anlatmaz. Ama kriz anında ilk akla gelen odur. Çünkü bilgi sahibidir, sorumluluk sahibidir ve güven verir. İşte bunlar iş hayatının karıncalarıdır. Kurumları ayakta tutan görünmeyen kolonlar çoğu zaman onlardır.

Buna karşılık bazı insanlar da vardır ki çalışmaktan çok görünmeyi sever. Toplantılarda en çok onlar konuşur, başarıyı sahiplenmede en önde onlar yürür. Fakat gerçek yük taşınırken ortada görünmezler. İşler iyi giderken neşeleri yerindedir; ancak sorun çıktığında ya mazeret üretirler ya da sorumluluğu başkalarına bırakırlar. İş hayatının ağustos böcekleri de işte bunlardır.

Aslında mesele sadece çok çalışmak değildir. Çünkü bazı insanlar gerçekten yoğun çalıştıkları halde gelecek düşünmez, kendilerini geliştirmez, aynı yerde sayarlar. Bazıları ise az konuşup sürekli öğrenir; zamanı geldiğinde fark yaratır. Bugünün iş dünyasında karınca olmak sadece ter dökmek değil, aynı zamanda kendini yenilemektir.

Örneğin yıllarca aynı görevde çalışan iki personeli düşünelim. Birisi mesai bitimini bekler, “Bana ne?” anlayışıyla hareket eder, teknolojiyi öğrenmeye ihtiyaç duymaz. Diğeri ise değişen sistemi takip eder, yabancı dil öğrenir, bilgisayar bilgisini geliştirir, yeni şartlara uyum sağlar. Yıllar sonra küçülme veya kriz olduğunda hangi çalışanın ayakta kalacağı çoğu zaman bellidir.

Bu metafor yöneticiler için de geçerlidir. Bazı yöneticiler vardır; çalışanlarının emeğini sahiplenir, zor zamanlarda ekibinin önüne geçer, sorumluluğu paylaşır. Bazıları ise makamın verdiği rahatlığa alışır, kurumun geleceği yerine kendi konforunu düşünür. İlk kriz anında gerçek yöneticilik ortaya çıkar. Çünkü iyi havada kaptan olmak kolaydır; fırtınada gemiyi limana ulaştırabilmek ise başka bir karakter ister.

İş yaşamında ağustos böceği gibi davranmanın en büyük tehlikesi, bugünün rahatlığının sonsuza kadar süreceğini sanmaktır. Oysa ekonomik krizler, şirket küçülmeleri, teknolojik dönüşümler ve hayat şartları insanlara sürekli şunu hatırlatır: Hazırlıklı olmayanlar zorlanır. Dün ihtiyaç duyulmayan bilgi bugün hayati hale gelebilir. Dün vazgeçilmez görülen bir görev yarın tamamen ortadan kalkabilir.

Ancak burada önemli bir başka gerçek daha vardır. Hayat sadece karınca gibi çalışmaktan da ibaret değildir. Sürekli çalışan, kendine ve ailesine zaman ayırmayan, yaşamayı unutan insanlar da zamanla tükenir. Belki de masalın modern yorumu bize şunu söylemelidir: İnsan gerektiğinde karınca kadar sorumluluk sahibi, gerektiğinde ağustos böceği kadar ruhunu dinlendirebilen biri olmalıdır. Çünkü yalnızca çalışarak değil, dengeli yaşayarak da güçlü kalınır.

Ne var ki iş hayatında kalıcı saygıyı kazananlar genellikle aynı insanlardır. Gösteriş yapmadan çalışanlar… Kimse bakmazken de görevini doğru yapanlar… Kurum zor durumdayken kaçmayanlar… Sessiz ama sağlam duranlar…

Çünkü yıllar sonra insanlar yüksek sesle konuşanları değil, yük taşıyanları hatırlar.

Çünkü iş yaşamının değişmeyen gerçeği şudur:
Yaz mevsiminde herkes aynı görünür…
Gerçek fark, kış geldiğinde ortaya çıkar.
Alkışla yaşayanlar önce susar,
Sorumlulukla yaşayanlar ise ayakta kalır.

Ve insanlar yıllar sonra;çok konuşanları değil,zor zamanda yük taşıyanları hatırlar.

AĞUSTOS BÖCEĞİ VE KARINCA METAFORU

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000