Bir ülke düşünün...Onlarca üniversite havacılık alanında eğitim versin, bir o kadar da lise "havacı yetiştiriyoruz" diyerek öğrencileri ve ailelerini reklamlarla kendine çeksin. Gençlere gökyüzü vaat edilsin, umut dağıtılsın, hayaller kurdurulsun. Sonra da o gençlerin önemli bir bölümü mezuniyetin ardından işsizler ordusuna katılsın.
Daha da acısı, bu çocuklar bırakın iş bulmayı, mezun olabilmek için yapmak zorunda oldukları stajı bile bulamasın. Kapı kapı dolaşsın, tanıdık arasın, referans peşinde koşsun. Bilgisiyle, emeğiyle değil, kendisine bir kapı açacak bir isimle ayakta kalmaya çalışsın.
Bugün size ne bir havayolunu yazacağım ne de bir yönetim krizini… Bugün bu ülkenin en büyük planlama hatalarından birini yazacağım. Çünkü bu kez kaybeden bir şirket değil, geleceğini havacılığa adamış binlerce genç oldu. Çocuk yaşta gökyüzüne sevdalanan, üniforma giymenin hayalini kuran, ailesinin tüm imkanlarını seferber ederek havacılık eğitimi alan gençlerin sessiz çığlığını artık duymak zorundayız.
Yıllardır aynı uyarıyı yaptım. Havacılık sektörü büyüyor diye önüne gelenin havacılık lisesi, meslek yüksekokulu ya da üniversite açmasına izin vermeyin dedim. Sektörün ihtiyacını hesaplamadan kontenjan artırmanın, günü kurtaracağını ama geleceği karartacağını söyledim. YÖK’e söyledim, Millî Eğitim Bakanlığı’na söyledim, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne söyledim. Maalesef herkes yeni okul açmanın peşindeydi, kimse mezun olacak çocukların geleceğini düşünmedi.
Bugün Türkiye’nin dört bir yanında havacılık eğitimi veriliyor. Pilot yetiştiriliyor, teknisyen yetiştiriliyor, kabin memuru yetiştiriliyor, yer hizmetleri personeli yetiştiriliyor. Broşürlerde umut var, tanıtım günlerinde parlak gelecek vaatleri var, kampüslerde gökyüzü anlatılıyor. Hatta özel fuarlar bile düzenleniyor. Ancak mezuniyet günü geldiğinde o gençlerin önemli bir bölümü, havacılık sektörünün kapısında iş bekleyen insanlar haline geliyor.
Geçtiğimiz günlerde sektörün önde gelen şirketlerinden birinin genel müdürüyle uzun uzun konuştum. Bana söylediği rakam gerçekten ürkütücüydü. Havacılık eğitimi almış yaklaşık 70 bin gencin iş beklediğini ifade etti. Bu rakamın resmi olarak ilgili kurumlar tarafından açıklanması gerekir. Ancak rakam ister 50 bin olsun ister 70 bin, değişmeyen gerçek şudur; bugün binlerce genç, eğitimini aldığı mesleği yapabilmek için fırsat bekliyor.
Daha acı olanı ise işsizlikten önce yaşanan staj dramıdır. Havacılık eğitimi alan öğrencilerin önemli bir bölümü, mezun olabilmek için zorunlu staj yapmak zorunda. Ama staj yapacak işletme bulmak bile başlı başına bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Öğrenciler CV hazırlamaktan çok tanıdık arıyor, bilgi ve becerilerini geliştirmekten çok kapı açacak bir referans bulmaya çalışıyor. Daha meslek hayatına başlamadan “Acaba beni bir yere sokacak birini bulabilir miyim?” endişesi taşıyan gençlerin olduğu bir sistemden başarı hikayesi çıkmaz.
Şimdi sormak istiyorum. Bu okulları açarken sektörün kaç pilota, kaç teknisyene, kaç kabin memuruna, kaç yer hizmetleri personeline ihtiyaç duyacağı hesaplandı mı? Kontenjanlar hangi bilimsel çalışmaya göre belirlendi? Eğer bu planlama yapıldıysa bugün neden binlerce genç iş arıyor? Eğer yapılmadıysa bunun hesabını kim verecek?
Bir ülkenin başarısı açtığı okul sayısıyla ölçülmez. O okullardan mezun ettiği gençlere sunduğu gelecek ile ölçülür. Eğer siz gençlere umut dağıtıp mezuniyetin sonunda onları işsizlikle baş başa bırakıyorsanız, ortada sadece eğitim sorunu yoktur. Ortada vicdani bir sorumluluk vardır. Çünkü o diplomaların arkasında sadece öğrencilerin emeği değil, anne babaların alın teri, birikimi ve çocukları için kurduğu hayaller vardır.
Bugün artık kimsenin bu sorunu görmezden gelme lüksü kalmamıştır. YÖK, Millî Eğitim Bakanlığı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, havacılık eğitimi ile sektörün istihdam kapasitesini derhal masaya yatırmak zorundadır. Aksi halde her yeni açılan kontenjan, yeni bir umut değil, yeni bir hayal kırıklığı üretmeye devam edecektir. Bunun bedelini ise karar vericiler değil, hayata yeni başlayan gençler ödeyecektir.
Ama şu bir gerçek ki, istihdam ettiğiniz çoğu personelin hangi siyasi partinin kontenjanından olduğunu, hangi tarikatın yetiştirdiği insanlar olduğunu yazmaya bile gerek yok.
O yüzden benim ailelere önerim lütfen bu okullara paranızı kaptırmayın. Çocuklarınıza alt yapısı olmayan üniversiteleri yazmamaları konusunda yönlendirin. Bir oto tamircisi olmak için eğitim alması çok daha eftal.
Ben bir kez daha içim acıyarak yazdım. Keza alt yapısı olan üniversite bir elin beş parmağını geçmez!
Yorumlar Tüm Yorumlar (13)