24 Ağustos 2026, Pazartesi
Ali KIDIK
Ali KIDIK [email protected]

MURAT ŞEKER’E TAVSİYELER

THY Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker iştirakler arasında mekik dokuyor, yöneticilerle toplantılar yapıyor, çalışanlarla fotoğraf çektiriyor ve ziyaretlerini sosyal medyada paylaşıyor. Ancak yaklaşık on yıldır THY’nin üst yönetiminde bulunan Şeker’in iştirakleri yeni tanıyormuş gibi davranmasına gerek yok. Bu saatten sonra kendisinden tanışma ziyaretleri değil, yıllardır biriken sorunlara doğrudan neşter vurması bekleniyor.

Ahmet Bolat da göreve geldiği ilk günlerde iştirakleri dolaşmış, çalışanlarla bir araya gelmiş ve bol bol fotoğraf paylaşmıştı. Her ziyarette başarıdan, büyümeden, çalışanların değerinden ve büyük hedeflerden söz edilmişti. Yıllar geçti, sorunların önemli bir bölümü yerinde kaldı ve sonunda Ahmet Bolat da gitti. Şimdi Murat Şeker’in aynı yolu takip ettiğini görüyoruz.

Ancak Murat Şeker, Türk Hava Yolları’na dün gelmiş bir yönetici değil. Temmuz 2016’dan Nisan 2026’ya kadar Genel Müdür (Mali) Yardımcılığı yaptı; finansman, hazine operasyonları, muhasebe, satın alma ve yatırımcı ilişkileri gibi şirketin en kritik alanlarından sorumlu oldu. Mart 2021’den itibaren de Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi üyeliğinde bulundu. Ayrıca THY Teknik ve SunExpress gibi grup şirketlerinin yönetimlerinde görev aldı.

Dolayısıyla şimdi iştirakleri ilk defa görüyormuş, işleyişi yeni öğreniyormuş ve çalışanlarla yeni tanışıyormuş gibi ziyaretler düzenlemesi inandırıcı değildir. İnsanlar on yılda iki üniversite bitiriyor, bir meslekte uzmanlaşıyor ve çalıştığı kurumun bütün damarlarını öğreniyor. Murat Şeker’in de yaklaşık on yıldır üst yönetiminde bulunduğu THY’yi, iştiraklerini, yöneticilerini ve kronikleşen sorunlarını su gibi bilmesi gerekir.

Artık “Tanışıyoruz, dinliyoruz ve bilgi alıyoruz” dönemi çoktan geride kalmıştır. Murat Şeker’in iştirakler arasında mekik dokuyup her ziyaretten sonra yeni fotoğraflar paylaşmasına değil, yıllardır çözülemeyen sorunlara doğrudan müdahale etmesine ihtiyaç vardır. TSS’deki sendika arayışını, TGS’deki mobbing ve torpil iddialarını, AJet’in Avrupa ülkelerinden aldığı cezaları bugün öğreniyorsa ortada ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Bunları zaten biliyor ancak bugüne kadar gereğini yapmadıysa bunun açıklaması daha da zordur.

Üstelik Murat Şeker, geçmiş dönemin karar mekanizmalarının dışında bulunan bir isim değildi. Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi üyesi olarak alınan kararlarda, belirlenen politikalarda ve oluşturulan yönetim düzeninde sorumluluk taşıyan isimlerden biriydi. Dolayısıyla bugün karşısına çıkan sorunları yalnızca kendisinden önceki yönetime bırakarak açıklayamaz. Çünkü bugün sorguladığımız düzenin içinde kendisi de yıllarca önemli görevler üstlendi.

Örneğin Murat Şeker, TSS ziyaretinde hangi soruları sordu?

TSS çalışanları neden sendika arayışına girdi? Yıllarca aynı sahada, aynı işi yapan ve benzer sorumlulukları üstlenen çalışanlar arasında neden bu kadar büyük ücret ve özlük hakkı farkları oluştu? Mobbing iddiaları neden dur durak bilmiyor? İnsanlar neden çalıştıkları şirkete aidiyet hissetmek yerine kendilerini baskı altında, değersiz ve güvencesiz hissediyor?

TSS yöneticilerinin önüne koyduğu sunumu dinlemek bu soruların cevabını vermez. “Hedef 12” anlatmakla, hizmet kalitesinden ve sürdürülebilirlikten söz etmekle çalışanların yaşadığı sorunlar ortadan kalkmaz. Önce çalışanların bugünkü şartlarını düzeltmeden geleceğe ilişkin hedefler sıralamak, rahatsızlığı halının altına süpürmektir. Emeğinin karşılığını alamadığını düşünen ve sürekli baskı altında bulunduğunu söyleyen personele hedef anlatamazsınız.

Murat Şeker, TSS’deki sendikalaşma arayışını birkaç kişinin girişimi gibi de görmemelidir. Çalışanlar hiçbir sebep yokken sendika arayışına girmez. Onları bu noktaya getiren ücret adaletsizliği, iş güvencesi kaygısı, yönetim anlayışı ve çalışma şartlarıdır. Sendikalaşmanın önünü kesmeye çalışmak yerine, çalışanların mevcut yönetime neden güvenmediği araştırılmalıdır.

Ancak gerçeği yöneticilerin bulunduğu toplantılarda öğrenemezsiniz. Geçim derdi yaşayan ve işini kaybetmekten korkan çalışan, kendisini yöneten insanların karşısında yaşadığı baskıyı açıkça anlatamaz. Murat Şeker gerçekten çalışanları dinlemek istiyorsa yöneticilerin bulunmadığı bir ortam oluşturmalı ve konuşan personele güvence vermelidir. Aksi halde o toplantılarda söylenenler, önceden hazırlanmış birkaç cümlenin tekrarından ibaret kalır.

Aynı tablo TGS’de de karşımıza çıkıyor. Yıllardır mobbing, baskı, kayırmacılık, liyakatsiz atama ve torpil iddiaları konuşuluyor. Personel yöneticilerinden şikâyet ederken, yöneticiler başarı hikayeleri anlatıyor. Murat Şeker’in öncelikle bu iki farklı anlatımdan hangisinin gerçeği yansıttığını ortaya çıkarması gerekiyor. Ayrıca anlatılan başarının mobbing ve baskıdan bunalan çalışanlar sayesinde gerçekleştiğini da göz ardı etmemek lazım.

TGS’de kritik görevlere getirilen kişiler hangi ölçütlere göre seçiliyor? Aynı isimlerin ve belirli çevrelerin sürekli korunmasının sebebi nedir? Personel şikayetleri gerçekten araştırılıyor mu, yoksa şikayet eden çalışan mı hedef haline getiriliyor? Murat Şeker bu soruları sormadan TGS’den ayrılıyorsa gerçekleştirdiği ziyaretin çalışanlara ve şirkete hiçbir katkısı olmaz.

AJet’te ise yalnızca personel şikayetleri değil, şirketi doğrudan zarara ve itibar kaybına uğratan ciddi olaylar bulunuyor. Fransa, vizesiz yolcu taşındığı gerekçesiyle AJet’e 70 bin avro ceza uyguladı. Belçika’dan 10 bin avro, İsveç’ten 30 bin kron tutarında yaptırımlar geldi. Almanya ise ülkeye kabul edilmeyen yolcuların geri taşınmasını ve aksi halde ortaya çıkacak masrafların havayoluna yüklenmesini istedi.

Bunlar birkaç cümleyle geçiştirilebilecek sıradan operasyon hataları değildir. Avrupa ülkelerinden art arda cezalar geliyorsa kontrol zincirinde ciddi bir sorun var demektir. Gerekli seyahat belgeleri bulunmayan yolcular uçağa nasıl kabul edildi? Kontrolü yapması gereken personel yeterli eğitim aldı mı, yeterli sayıda çalışan görevlendirildi mi ve sorumlular hakkında hangi işlemler yapıldı?

Daha açık soralım: Bu cezaların bedelini kim ödedi? Elbette şirket ödedi. Şirketin parası bu şekilde harcanırken hatayı yapan veya gerekli sistemi kurmayan yöneticilerden hesap soruldu mu? Yoksa olayların üzeri kapatılıp zarar yine şirketin hanesine mi yazıldı? Ve bu sorumluluktan yine hiç sorumlu olmayan çalışanlar mı cezalandırıldı?

Murat Şeker’in, AJet ziyaretinde bu soruların hesabını sorması gerekir. Şirkette konuşulan torpil ve liyakat iddialarını araştırmadan, hangi yöneticinin hangi ölçütlerle göreve getirildiğini incelemeden ve operasyonel hataların sorumlularını belirlemeden yapılacak her ziyaret eksik kalır. Herkesin gülümsediği fotoğrafları paylaşmak kolaydır; asıl yöneticilik, o fotoğrafın dışında bırakılan gerçeklerle yüzleşebilmektir.

Murat Şeker’in dikkat etmesi gereken diğer mesele, Genel Müdür Ahmet Olmuştur ile arasındaki görev paylaşımıdır. Yönetim kurulu ve başkanı şirketin vizyonunu ortaya koyar, stratejik hedefleri belirler, genel müdürün bu hedeflere ulaşıp ulaşmadığını denetler ve gerektiğinde hesap sorar. Siz tıpkı sizden öncekilerde olduğu gibi hem YK başkanı hem de genel müdür gibi davranıyorsunuz. Bu iki makamın görevleri birbirine karıştırılırsa şirket içinde çift başlılık ve yetki karmaşası doğar.

Murat Şeker genel müdür gibi her alana müdahale etmek istiyorsa bunu da açıkça ortaya koymalıdır. Hem yönetim kurulu başkanı hem de fiili genel müdür gibi davranacaksa Ahmet Olmuştur’a neden ihtiyaç duyulduğu sorusu kaçınılmaz hale gelir. Ahmet Olmuştur genel müdür olarak atandıysa yetkisini kullanmalı ve günlük operasyonun sorumluluğunu taşımalıdır. Yönetim kurulu başkanı da genel müdürün görevini üstlenmek yerine ortaya konulan hedefe ve vizyona yönelik çalışmalar yapılıyor mu yapılmıyor mu onun hesabını sormalıdır.

THY’nin yeni bir sosyal medya yüzüne ihtiyacı yok. Şirketin fotoğraf paylaşan değil, sorunların üzerine giden; yalnızca yöneticileri değil çalışanları da dinleyen bir yönetim kurulu başkanına ihtiyacı var. İştirak ziyaretlerinin değeri paylaşılan fotoğraf sayısıyla değil, ziyaretlerin ardından çözülen sorunlarla ölçülür. Hiçbir şey değişmiyorsa geriye sosyal medya arşivine eklenmiş birkaç fotoğraftan başka bir şey kalmaz.

Murat Şeker’e tavsiyem şudur: Yöneticilerin hazırladığı parlak sunumlara fazla güvenmeyin. Haber verilerek düzenlenen toplantılarda gördüğünüz tabloyu şirketin gerçeği sanmayın. Çalışanların arasına yöneticiler olmadan girin, konuşan personeli koruyun, torpil ve mobbing iddialarının üzerine gidin, şirketi zarara uğratanlardan hesap sorun.

İnsanlar paylaştığınız fotoğrafları değil, görev süreniz boyunca hangi haksızlığı ortadan kaldırdığınızı ve hangi soruna neşter vurduğunuzu hatırlar. Makamlar kalıcı değildir; geriye yalnızca yapılan işler ve yapılmayanların hesabı kalır.

Bu şirketi zaten tanımak zorundaydınız; artık gezi değil, icraat zamanı.

Siz bilirsiniz! Bizden söylemesi. Sonuçta ben yalaka değilim…

MURAT ŞEKER’E TAVSİYELER

Yorumlar

Emekli THY li ~ 1 saat önce
Son zamanlarda okuduğum en güzel yazı olmuş.Dikkate alınırsa daha da güzel olur...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000