Takvim yaprakları değişiyor.
Dünya ise yerinde durmuyor.
Bir yanda Orta Doğu’da barut kokusu…
Diğer yanda mahkeme koridorlarında bekleyen dosyalar…
Bir köşede şehit haberinin ağırlığı…
Öbür tarafta kulis bilgileri, beklentiler, umutlar…
Ve biz yine kalemi elimize alıyoruz…
Savaş tamtamları
Donald Trump açıklama yapıyor.
İran karşılık veriyor.
İsrail zaten denklemin içinde.
Hava sahaları kapanıyor.
Füzeler konuşuyor.
Diplomasi susuyor.
Oysa bizim hafızamızda başka bir cümle var:
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
Mustafa Kemal Atatürk bu sözü büst süsü olsun diye söylemedi.
Duvar yazısı olsun diye bırakmadı.
Bu söz; bir dış politika vizyonudur.
Bir medeniyet tercihidir.
Bir akıl beyanıdır.
Savaşın kazananı yoktur.
Savaşın faturası vardır.
O faturayı da çoğu zaman masada oturmayanlar öder.
Türkiye’nin yönü bellidir.
Türkiye hiçbir zaman geriye gitmez.
Çünkü çağdaşlaşma bir tercihten ibaret değildir; bir zorunluluktur.
Hiç kimse merak buyurmasın.
Bu millet, krizleri görür.
Ama aklıyla yürür.
Onur Air dosyası: Hukuk henüz bitmedi
1992’de kuruldu.
Uzun yıllar Türk sivil havacılığında önemli bir aktör oldu.
Sonra pandemi.
Sonra mali darboğaz.
Sonra 2022’de lisans askıya alma.
Ve 5 Kasım 2025’te iflas kararı.
Onur Air için verilen iflas hükmü, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından alınmıştı.
Ancak süreç burada bitmedi.
İstinaf başvurusu yapıldı.
Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin iflas kararını kaldırdı.
Yani ne oldu?
Hukuk dedi ki: “Bu dosya yeniden görülecek.”
Dosya tekrar ilk derece mahkemesine döndü.
Tasfiye süreci ne olacak?
İflas idaresi işlemleri ne yönde ilerleyecek?
Mahkemelerin birleşmesi süreci dosyayı nasıl etkileyecek?
Bunlar artık yargının takdirinde.
Ama bir gerçek var:
Onur Air mağdurları hâlâ bekliyor.
Çalışanlar, alacaklılar, sektör paydaşları bekliyor.
Umarım bu süreç, hukuka uygun, şeffaf ve adil bir şekilde sonuçlanır.
Umarım Türk sivil havacılık tarihindeki bu belirsizlik, net bir kararla kapanır.
Çünkü mesele sadece bir şirket değil.
Mesele güven.
Bir ocağa ateş düştü
00.50 suları.
Balıkesir 9. Ana Jet Üssü’nden bir F-16 kalkıyor.
00.56’da telsiz irtibatı kesiliyor.
Milli Savunma Bakanlığı açıklama yapıyor.
Uçak kaza kırıma uğramış.
Pilot şehit.
Milli Savunma Bakanlığı, kazanın nedeninin kaza kırım ekibinin incelemesiyle belirleneceğini duyurdu.
Şehidimizin adı:
Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat.
Bu ülke, gökyüzünü emanet ettiği evlatlarını kaybettiğinde siyaset susar.
Yorum susar.
İddia susar.
Sadece saygı kalır.
Sebep ne olursa olsun, teknik rapor ne derse desin…
Bir aileye ateş düşmüştür.
Bir aile eksilmiştir.
Rabbimden şehidimize rahmet diliyorum.
Türk Silahlı Kuvvetlerine ve ailesine başsağlığı.
THY kulisi: Beklemek neden?
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat hakkında bir iddia gündeme geldi.
Ali Kıdık sosyal medya paylaşımında, bir iftar organizasyonu planlandığını ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımının beklendiğini öne sürdü.
Ayrıca aylardır beklenen prim açıklamasının da bu organizasyonda yapılmasının planlandığını iddia etti.
Ama şu soru meşrudur:
Eğer böyle bir planlama varsa…
Aylardır bekleyen personel neden bekliyor?
Enflasyon ortada.
Maaşların alım gücü ortada.
Geçim yükü ortada.
Prim verilecekse verilir.
Verilmeyecekse söylenir.
Belirsizlik en yıpratıcı olandır.
Şeffaflık, kurumsallığın temelidir.
Hele ki kamuya açık, milyonlarca insanın gözünün üzerinde olduğu bir kurumda…
Beklemek neden?
Bunu açıklamak zor değil.
***
Dünya geriliyor.
Ekonomi zorlanıyor.
Havacılık sarsılıyor.
Siyaset ısınıyor.
Ama bizim pusulamız belli.
Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği her hedef;
akıl, bilim, çağdaşlık ve barış üzerine kuruludur.
Yurtta sulh.
Cihanda sulh.
Biz o sözü sadece duvarda bırakmayacağız.
Yaşatacağız.
Ve ilerleyeceğiz.
Hepinize güzel bir hafta dilerim.
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Yorumlar