15 Haziran 2026, Pazartesi
Serdar BAŞAĞAOĞLU
Serdar BAŞAĞAOĞLU [email protected]

Alkışladıklarımız, Anlayamadıklarımız

Türkiye'de bazı şeyler değişiyor.
Bazı şeyler hiç değişmiyor.
Mesela vergi.
Mesela harç.
Mesela vatandaşın cebine uzanan görünmez el.
2001 yılında başladı.
Yurt dışı çıkış harcı.
O zamanın parasıyla 50 dolar.
Sonra 15 lira oldu.
50 lira oldu.
150 lira oldu.
500 lira oldu.
710 lira oldu.
1000 lira oldu.
2026 geldi...
1250 lira oldu.
Yakında check-in sırasında değil, pasaport kontrolünde değil, uçağa binmeden önce psikolojik destek masasında tahsil edilmeye başlanırsa şaşırmam.
İnsan merak ediyor.
Bu tam olarak neyin ücreti?
Pasaport benim.
Bilet benim.
Valiz benim.
Vize benim.
Uçak bile çoğu zaman benim ödediğim vergilerle yapılan havalimanından kalkıyor.
Peki ben neden ülkemden çıkarken ayrıca para ödüyorum?
Ayak bastı parası değil.
Ayak kaldırdı parası.
Biri çıkıp anlatsın.
Vatandaş da öğrensin.
HTK-SEN
Geçen hafta yazacaktım ama olmadı.
Geçtiğimiz günlerde Ankara'da güzel bir tablo vardı.
HTK-SEN genel kurulunu yaptı.
Üyeler sandığa gitti.
Mevcut yönetime yeniden yetki verdi.
Bugün sendikacılık kolay iş değil.
Hele havacılık sektöründe hiç değil.
24 saat çalışan bir sektör.
Bayramı yok.
Gece-gündüz farkı yok.
Operasyon durmuyor.
Bu ortamda üyeleri için mücadele eden insanlar varsa alkışlamak gerekir.
HTK-SEN yönetimi güven tazeledi.
Demek ki üyeler yapılan çalışmalardan memnun.
Bu ekip için şapka çıkarıyorum.
Yolları açık olsun.
Çünkü havacılık çalışanlarının sesi olmak kolay iş değil.
 
***
 
Bir başka güzel haber Toulouse'dan geldi.
Özge Sevük Topkaya...
Airbus Avrupa İletişim Ekibi'ne katıldı.
Bakın bu tür haberler önemlidir.
Çünkü başarı hikâyelerinin pasaportu olmaz.
Yaklaşık 20 yıllık bir sektör yolculuğu.
Ve şimdi Airbus'ın kalbinde yeni bir görev.
Türkiye'nin yetiştirdiği profesyoneller dünyanın en büyük markalarında görev aldığında bundan gurur duymak gerekir.
Çünkü bu başarı sadece kişinin değil.
Ülkenin de başarısıdır.
Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.
 
***
 
Gelelim Sabiha Gökçen'e.
Brand Finance listesine girmiş.
Türkiye'nin en değerli markaları arasında.
Hak ediyor mu?
Ediyor.
Yolcu sayıları ortada.
Büyüme rakamları ortada.
Avrupa'daki performans ortada.
Üstelik EUROCONTROL verilerine göre İstanbul Havalimanı ve Sabiha Gökçen, Avrupa'nın zamanında kalkış performansında ilk iki sırayı paylaşmış durumda.
Bu küçümsenecek bir başarı değil.
Gerçekten gurur verici.
Ama...
Bir küçük ama.
Sabiha Gökçen'in nizamiye girişleri.
Arkadaş...
İki şeride düşen trafik artık yetmiyor.
Sabah saatlerinde oluşan kuyruklar insanı yoruyor.
Orası da aynı başarı hikâyesinin bir parçası olmalı.
Çünkü yolcunun havalimanı deneyimi terminal kapısında değil, nizamiye girişinde başlıyor.
Umarım tez zamanda girişler genişletilir.
 
***
 
Bu arada İstanbul Havalimanı metrosu bir hafta süreyle kapandı.
13-19 Haziran arasında.
Peki ne oldu?
HAVAİST hemen sefer artırdı.
Frekans artırdı.
Hazırlığını yaptı.
İşte kurumsallık dediğimiz şey biraz da budur.
Sorun ortaya çıkmadan çözüm üretmek.
HAVAİST'i yıllardır takip ediyorum.
Eğitim yatırımları.
Personel kalitesi.
Araçların temizliği.
Operasyon disiplini.
Kolay işler değil.
Metro kapanınca "bizlik değil" demedi.
"Biz hazırız" dedi.
Yolcu için önemli olan da bu.
Çünkü havacılıkta en değerli şey zamandır.
Zamanı kurtaran da çoğu zaman görünmeyen kahramanlardır.
 
***
 
Velhasıl...
Bir tarafta 1250 liralık çıkış harcı.
Bir tarafta emek veren sendikacılar.
Bir tarafta Airbus'ta görev alan Türk profesyoneller.
Bir tarafta Avrupa'nın zirvesine çıkan havalimanları.
Bir tarafta yolcuyu mağdur etmemek için gece gündüz çalışan ulaşım ekipleri.
Türkiye böyle bir ülke işte.
Aynı gün içinde hem "Bu neyin harcı?" diye sorarsınız...
Hem de "Helal olsun" diye alkışlayacağınız insanlar çıkar karşınıza.
Yeni hafta başladı.
Gökyüzü yine yoğun.
Havacılık yine hareketli.
Biz de izlemeye devam ediyoruz.
Emniyetli uçuşlarınız olsun.
 
Serdar BAŞAĞAOĞLU
 
Alkışladıklarımız, Anlayamadıklarımız

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000