29 Haziran 2026, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY [email protected]

THY: SN. ŞEKER VE OLMUŞTUR'A ÇALIŞANLARLA İLGİLİ BİR HATIRLATMA.



 

THY'nin yeni Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Şeker ile Genel Müdürü Sayın Ahmet Olmuştur'un görevlerine başlamalarının üzerinden yaklaşık iki buçuk ay geçti. Bu süre içinde şirketin büyümesine, filo yatırımlarına ve küresel hedeflerine ilişkin önemli açıklamalar yapıldı. Ancak çalışanların en çok merak ettiği konu hâlâ cevabını bekliyor: Yeni yönetim, çalışanlara nasıl bir yönetim anlayışı sunacak?

THY’ dauzun yıllar görev yapmış, bunun önemli bir bölümünü yönetici olarak geçirmiş ve bugün de kurumunu aynı heyecanla takip eden bir eski THY çalışanı olarak, Sayın Ahmet Olmuştur'un Forbes dergisine verdiği röportajı ilgiyle okudum. Şirketin büyüme hedefleri, filo yatırımları, yeni uçuş noktaları ve küresel vizyonuna ilişkin değerlendirmeleri, uluslararası kamuoyuna verilmesi gereken önemli mesajlardı. Kurumsal vizyon açısından verilen bu açıklamaları memnuniyetle karşıladım.

Ancak yeni bir yönetim göreve başladığında çalışanların ilk merak ettiği konu, yeni uçak siparişlerinden veya yeni destinasyonlardan çok, yöneticilerinin insan yönetimine bakış açısıdır.

Çalışanlar öncelikle şu sorunun cevabını öğrenmek ister: “Bizi nasıl bir dönem bekliyor?”

Bu nedenle uygun görülecek bir zamanda, daha fazla gecikmeden personele hitaben yapılacak samimi bir değerlendirme; yalnızca motivasyonu artırmayacak, aynı zamanda yönetim ile çalışanlar arasında yeni bir güven ortamının oluşmasına, mevcut güvenin ise daha da güçlenmesine önemli katkı sağlayacaktır.

Bugün dünyanın başarılı şirketleri yalnızca finansal hedeflerini açıklamıyor; insan yönetimine ilişkin temel ilkelerini de çalışanlarıyla paylaşıyor. Çünkü çalışanın güveni, çoğu zaman kurumun sahip olduğu en değerli sermayedir.

Aşağıda sıraladığım bazı konuların bugün için ayrıntılı biçimde cevaplanamayacağını elbette biliyorum. Bir hafta önce yazdığım yazıya gelen bir yoruma cevaben Sayın Yönetim Kurulu Başkanı için, “İnşallah kendisini rahat bırakırlar da çalışabilir.” demiştim. Aynı temennim Sayın Genel Müdür için de geçerlidir.

Özellikle dördüncü maddede yer verdiğim konu ve onunla bağlantılı bazı hususların kısa sürede çözülebileceğini düşünmüyorum. Hatta bu algının tamamen ortadan kaldırılmasını beklemek de gerçekçi olmayabilir. Ancak çalışanların yıllardır dile getirdiği bu konunun hiç anılmaması da doğru olmazdı. Bu nedenle listede yer vermeyi gerekli gördüm.

Bugün bütün soruların cevaplanması beklenmeyebilir. Ancak bu başlıkların yönetimin gündeminde olduğunun ifade edilmesi bile çalışanların önemli bir bölümünde olumlu karşılık bulacaktır.

Özellikle aşağıdaki başlıklarda verilecek mesajların büyük karşılık bulacağı kanaatindeyim:

1.Ücret politikalarının temel ilkeleri
2. Atama, tayin ve terfi süreçlerinde esas alınacak objektif kriterler
3. Liyakat ve fırsat eşitliği konusundaki yaklaşım
4. Çalışanların uzun yıllardır dile getirdiği torpil ve kayırmacılık algısının giderilmesi
5. Performans değerlendirme sisteminin şeffaflığı
6. Çalışanların öneri ve şikâyetlerini yönetime ulaştırabilecekleri etkili iletişim kanalları?
7. Kurum içi eğitim, kariyer planlaması ve yetenek gelişimine verilecek önem.
8. İş barışını ve aidiyet duygusunu güçlendirecek uygulamalar.


Bu konuların önemli bir bölümü, yeni yöneticilerimizin geçmiş görevleri nedeniyle zaten yakından bildikleri hususlardır. Dolayısıyla çalışanların, bu sorunların farkında olunduğunu ve çözüm iradesinin bulunduğunu duymayı istemeleri son derece doğaldır.

Şüphesiz hiçbir sorunun kısa sürede çözülmesi beklenmez. Ancak sorunların açıkça kabul edilmesi, çözüm iradesinin ortaya konulması ve izlenecek yol haritasının çalışanlarla paylaşılması bile geleceğe daha güvenle bakılmasını sağlayacaktır.

Bir kurumun büyüklüğü yalnızca filosuyla, markasıyla veya ulaştığı destinasyon sayısıyla ölçülmez. Aynı zamanda çalışanlarının kuruma duyduğu güvenle de ölçülür. Kendisini değerli hisseden çalışan yalnızca görevini yerine getirmez; kurumunu da sahiplenir. Bu nedenle yeni yönetimlerin ilk mesajları yalnız yatırımcılara değil, kurumun gerçek taşıyıcı gücü olan çalışanlara da verilmelidir.

Türk Hava Yolları'nın en büyük gücü yalnızca filosu, markası veya küresel ağı değildir. Bu başarıyı her gün emekleriyle ayakta tutan çalışanlarıdır. Onların sesini duyan, beklentilerini paylaşan ve ortak hedeflere birlikte yürüyen bir yönetim anlayışı, şirketin başarı hikâyesine yapılabilecek en değerli yatırımlardan biri olacaktır.

“KURUMLAR YALNIZ HEDEFLERINI DEĞIL, ÇALIŞANLARINA VERECEKLERI UMUDU DA PAYLAŞMALIDIR.”

Kanaatimce bu cümle eleştirel bir söylem değildir. Aksine, bu yazıda vermek istediğim düşüncenin en kısa ve en güçlü özetidir.

AirportHaber'e cevap verilip verilmemesi elbette önemli değildir. Dileğim, hangi mecra tercih edilirse edilsin, çalışanların uzun süredir beklediği bu konularda samimi, yol gösterici ve güven veren bir değerlendirme ve bilgilendirme yapılmasıdır.

ÇÜNKÜ UMUT DA, EN AZ HEDEFLER KADAR YÖNETILMESI GEREKEN KURUMSAL BIR DEĞERDIR.

THY: SN. ŞEKER VE OLMUŞTUR'A ÇALIŞANLARLA İLGİLİ BİR HATIRLATMA.

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000