17 Haziran 2026, Çarşamba 11:10:20

Antalya’daki Kazanın Ardındaki Gerçekler!

Antalya Havalimanı'nda THY'ye ait Boeing 777'nin yaşadığı kanat teması sonrası gözler pilota çevrildi.

Antalya Havalimanı'nda THY'ye ait Boeing 777'nin yaşadığı kanat teması sonrası gözler pilota çevrildi. Peki gerçekten tek sorumlu kokpitteki ekip mi? Oktay Erdağı, kazanın perde arkasını emniyet yönetimi, havalimanı altyapısı, SHGM denetimleri ve sistemsel eksiklikler üzerinden değerlendiriyor.

Erdağı'nın yazısı:

Kars’ta Kerbelayi Kerim amca doktora gitmiş. Doktor, “Şikâyetiniz nedir?” diye sorunca sinirlenmiş: “Doktor değil misin, bil bakalım neyim var!” demiş. Hatta bastonla doktorun üzerine yürümüş.

Türkiye’de havacılık kazalarına bakışımız da ne yazık ki çoğu zaman bundan farklı değil. Uçak yerde bir yere sürtüyor, kanat bir direğe temas ediyor, taksi yolunda olay yaşanıyor; ilk cümle hemen hazır: “Pilot değil misin, neden çarptın?”

Oysa havacılıkta kaza hiçbir zaman tek kişinin hatasına indirgenecek kadar basit değildir.

THY’nin TK2430 İstanbul–Antalya seferini yapan Boeing 777 uçağının Antalya Havalimanı’nda taksi sırasında sağ kanadının yer radar anten direğine temas ettiği, yolcuların tahliye edildiği ve bir yolcunun hafif yaralandığı açıklandı. Haberlerde olayın, uçağın taksi sırasında yanlış hatta girmesiyle meydana geldiği belirtildi.

Ancak asıl soru şudur: Bir Boeing 777 gibi geniş gövdeli uçağın hareket ettiği bir sahada, kanat açıklığı, taksi hattı, yer işaretlemeleri, radar direği, apron geometrisi ve operasyonel risk birlikte değerlendirildi mi?

Ek  görüntülere bakıldığında Antalya Havalimanı apron sahasında son derece karmaşık yer çizgileri, birbirini kesen taksi yönlendirmeleri, çok sayıda sarı işaret, farklı uçak tiplerine göre yönlendirme hatları ve dikkat dağıtıcı bir görsel yoğunluk görülüyor. Evet, chart üzerinde kanat açıklığı sınırlaması ve uyarılar olabilir. Evet, pilotun bunları kontrol etmesi gerekir. Ancak emniyet yönetimi yalnızca “chartta yazıyor” demek değildir.
Eğer bir bölgede pilotlar daha önce defalarca “buradan geçerken tedirgin oluyoruz”, “kanat kleransı çok az”, “inşallah biri çarpmaz” diyorsa; artık mesele yalnızca kokpitteki iki pilotun dikkatine bırakılamaz. Bu, sistemin alarm verdiği anlamına gelir.

Burada Antalya Havalimanı yönetimi ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Daha önce rapor edilmiş, dile getirilmiş, bilinen bir taksi yolu/apron riski varsa ve buna rağmen gerekli fiziki düzenleme, sadeleştirme, yeniden işaretleme, operasyonel kısıtlama veya özel yönlendirme yapılmadıysa, bu olay “beklenmeyen kaza” değil, “geliyorum diyen olay”dır.

SHGM ise bu zincirin en kritik halkasıdır. Çünkü SHGM’nin asli görevi sertifika dağıtmak, kâğıt üzerinde eğitim pazarlamak, mevzuat vitrinleri oluşturmak değildir. SHGM’nin görevi; denetlemek, sorgulamak, yaptırım uygulamak ve emniyeti sahada sağlamaktır. Eğer havalimanlarında apron geometrisi, taksi yolu emniyeti, kanat ucu kleransı, yer işaretlemeleri ve operasyonel riskler yeterince denetlenmiyorsa, bu yalnızca yerel bir eksiklik değil, ulusal sivil havacılık gözetim zafiyetidir.

THY tarafında da sorumluluk görmezden gelinemez. Uçuş işletme, emniyet ve eğitim birimleri; geniş gövdeli uçak operasyonlarında riskli apron sahaları, karmaşık taksi yolları ve özel meydan tehditleri konusunda ekipleri yeterince bilgilendirmek zorundadır. Antalya gibi yoğun, karmaşık ve farklı uçak tiplerinin aynı anda hareket ettiği bir meydanda, sadece standart brifinglerle yetinmek kabul edilemez.

THY’nin uçuş işletmeden, emniyetten ve eğitimden sorumlu yöneticileri ile bu birimlerin bağlı olduğu genel müdür yardımcılığı, şu sorulara açık cevap vermelidir: Bu bölge risk analizlerinde yer aldı mı? Pilot raporları değerlendirildi mi? Boeing 777 operasyonu için özel taksi prosedürü oluşturuldu mu? Simülatör ve hat eğitimlerinde bu meydan tehdidi anlatıldı mı? O bölgede follow-me, marshaller veya özel operasyonel destek gerekip gerekmediği tartışıldı mı?

Kazadan sonra pilota yüklenmek kolaydır. Zor olan; havalimanı yönetimini, SHGM’yi, işletmeciyi, eğitim sistemini ve emniyet kültürünü aynı masaya yatırmaktır.

Antalya’daki olay bize bir kez daha göstermiştir: Havacılıkta emniyet, yalnızca pilotun dikkatiyle sağlanmaz. Emniyet; doğru tasarlanmış apronla, sade yer işaretleriyle, güçlü denetimle, etkili eğitimle, dinlenen pilot raporlarıyla ve sorumluluktan kaçmayan yöneticilerle sağlanır.
Aksi halde her kazadan sonra aynı kolay cümleyi kurarız:

“Pilot değil misin, neden çarptın?”

Oysa gerçek soru şudur:

Bu sistem, o pilotu neden o hataya bu kadar yaklaştırdı?

Antalya’daki Kazanın Ardındaki Gerçekler!

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000