Türk Hava Kurumu en çok konuşulması gerektiği zaman konuşulmadı. Yolsuzluklar, soygunlar, kavgalar, usulsüzlükler, tehditler, mobbingler yapılırken kimse ortada yoktu. Orman yangınları ile kıymete bindi. Testi su yolunda kırılmış olmasına rağmen kayyım heyetine de meşruiyet kazandırıldı resmen.
Bugün olup bitenler yarın hepsi unutulacak. Anlık hezeyanlar içinde, anlık sorgulamalar içinde yaşayıp gideceğiz. Orman yangınları söndüğü anda THK konusu da rafa kalkacak. Ta ki yeniden ormanlar yanana dek. İşte biz buyuz.
Gerçekten de bu sıcak havalarda resmen serinledik. Havacılığımızın yerlerde süründüğü bir zamanda “keşke her gün bayram olsa” dedirten artışlarla yüzümüz güldü. Yerden göğe kadar bir nebze hareketli bir hafta yaşadık.
THY ve THY Teknik hariç havacılık sektörünün sendikal bir garantisi yok. Aşağıdan bak yukarıdan bak, sağdan bak soldan bak hiçbir oluşuma geçit verilmedi. Son deneme Pegasus Havayolları’nda oldu. Oldu olmasına da sonu hüsranla bitti. Zamanlama ve seçtiğiniz sendika çok önemli.
Türk Hava Yolları’nın birbirinden değerli, kaptanları, kabin memurları, kargo memurları, bilet satışından genel müdürlükte çalışanlara, taşradaki çilekeşlerden apronda sürünen personele kadar her birinize ayrı ayrı şunları söylemek isterim.
Of of, neler var neler. Bu hafta doyacaksınız habere. Salı gününden sonra belgeleri ile anlatacağız tüm THY çalışanlarına. Sizlerin maaşları yüzde 55’den başlayan fedakarlıklara rağmen; yandaşlar, kankalar, okul arkadaşları nasıl götürüyor bir bir açıklayacağız.
Başlıkta iki soru var. İkisi de personel için çok önemli ve ikisi de personele can suyu verecek nitelikte. Öyle ya, her gün İstanbul Havalimanı’ndan güzel haberler geliyor. Avrupa’da en çok yolcu ağırlayan en çok uçak trafiği olan havalimanı olarak lanse ediyor. Bütün bu veriler çalışanlara yansımalı diye düşünülüyor.
Değerli Pegasus çalışanları, bu yazımı bir mektup olarak algılayın. Geçen haftaki yazıdan sonra çok sayıda yorum ve mesaj aldım. Şuna emin olun. Sendika çalışması içinde olan hiçbir arkadaş işten çıkartılmayacak. Bu sözü genel müdürünüz Mehmet Nane ağzından söylüyorum.
Baştan konuşalım ve bu yazıyı okurken samimi vicdanlarınızı bir kenara atmadan sindire sindire okuyun. Sendika, çalışanların sigortasıdır, güvencesidir. Bunda mutabıkız. Amma velakin zamanlama, ortam, ekonomi her durum göz önüne alınmalı.
Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktür dikkate alındığında özel jetlerin fazla kullanıldığı bir ortama dikkat çekmek istiyorum. Devletin istihbarat servisleri, havalimanı çalışanları, gümrük memurları ve havalimanı polislerine çok iş düşüyor.
Önce söz verdiğimiz gibi bir iki Üstün meziyetli arkadaşın eniştesinden bahsedeceğiz. Nasıl genel müdür yardımcısı yapıldı ve şimdi nereye yükseltilmek isteniyor onları anlatacağız. Sonra yazıya başlığını veren gizemli 531 numaralı odanın hikayesi.
Her yerimiz dökülüyor. Toplamak mümkün görünmüyor. Döviz aldı başını gidiyor, turizm yerlerde sürünüyor. Nerde o “Atatürk Havalimanı rekor kırdı, Antalya’ya turist yağıyor” manşetleri. Özledik mi? Vallahi özledik. Ülke normale döner mi dönmez mi belirsiz. Covid19 salgınının çıktığı ülke normale döndü biz en çok etkilenen ülke olduk.
Bir garip atama, bir garip yükselme THY Teknik A.Ş’de. İki kardeşin hikayesi. Birisi genel müdürlük makamına getirildi diğeri hat bakım müdürü iken OCC Müdürlüğü emrinde bir müdürlüğe gönderildi. Mikail Akbulut ve Semih Akbulut kardeşlerden bahsediyorum.
Korona karantinasını nasıl uyguladığımızı, ülke çapında alınan önlemleri, abartılı abartısız tüm görüntüleri bir açık hava sineması gibi izliyoruz. İzliyoruz izlemesine ama kimlerin nasıl korunup, kollandığını da halen akıllanmamış yöneticilerimiz sayesinde görüyoruz.
Niye böyle sıralama yaptım ben de bilmiyorum açıkçası. Ancak havacılık aktörlerinin sahneledikleri oyunun gerçekleri yansıtıp yansıtmadığına bakmak istedim bu hafta. Sesi çıkmayanlar veya sesini çıkartamayanlarla sırtını devlete dayamışlar arasındaki uçurumu anlatmak lazım dedim.
Hiç yakışık alıyor mu, hiç örf ve adetlerimize uygun mu, hiç inançlarımız ile bağdaşıyor mu? Yazık, kişisel sorunlarımız ölünün arkasından kusulmaz, ölenin arkasından ancak dua edilir. Ahmet Karaman abimizden bahsediyorum. Nur içinde yatsın.
Zor iş. Her dengeyi gözeteceksin, herkesi memnun edeceksin. Değişik kanallardan kümelenmiş güç odaklarını dengede tutacaksın. Ve üstüne üstlük THY’de başarı sağlayacaksın. Kendi otomasyonu üzerinde yürüyen bir sistemi değil sen ben cephesinin komutanı olacaksın. Zor ki ne zor!
Bu hafta birkaç konuya temas edeceğim. Bunlardan en önemlisi THY’nin ikram firması Turkish DOCO’nun çalışanlarını ücretsiz izine çıkartması. Diğeri, büyük umutlarla kurulan Havacılık Çalışanları Sendikası (Hava-Sen) ve son olarak TEİ’ye yönelik birkaç kelam.
Aslında THY’de rutin bir genel kurul yapıldı. Rutin harici tek değişiklik icra komitesinin üç yerine 5’e çıkartılmış olmasıdır. Bu değişikliğin ne anlama geldiğini yorumlamak çok basit. Lakin şimdi bu denklemi anlatmak THY’ye zarar vereceği gibi, sezon öncesi polemik yaratmak da doğru değil.
Hepsi kabul, hepsi belirli açıklamalar ile makul görülebilir. Evet, Covid var buna bağlı olarak pandemi var. Havacılık zorda, şirketler batma noktasında. Bunların hepsine evet. Ama evet diyemeyeceğimiz belirsizliklere ne olacak?
Havacılık sanayimizin gelişmesi bir ülkenin gelişmişliğinin göstergesidir. Havacılığımızın endüstriyel anlamda gelişmesi için kurulan TEİ, havacılık adına önemli işlere imza atıyor ve atmaya da devam edecektir diye düşünüyorum. Ancak, öyle iddialara var ki insan “Acaba” diye düşünmeden edemiyor.
Bir kargo uçağı Atatürk Havalimanı’ndan kalkıyor ve sonra 10-15 dakika içinde İstanbul Havalimanı’na iniş yapıyor. Uçakları radardan takip edenler için “acaba arıza mı var” merakı uyanıyor. Arıza yok ama arızalı bir anlayış var.
Türk Hava Yolları yeni dönemde ne yapacak derken, gelen bilgiler atılacak adımlar konusunda işaret veriyor. Avrupa’da çok sayıda şirketin zor durumda olması, THY’nin bir şekilde mevcudu koruması ve KÇÖ yardımıyla tutunması gelecekte önemli avantajları beraberinde getireceğe benziyor.
Kuruldu kurulalı ilk kez bir işe yarayacak diyebilirim. Tuncay Doğaner zamanı hariç bu sivil toplum örgütünün bir işe yaradığını düşünmüyorum. Ancak pandemi döneminde ilk kez kararlı bir istemin içine girdiler ki bu kaçınılmaz idi ve umarım ilgililer bu talebi olumlu yanıtlayacaklar.
Ben bile beklemiyordum. Son bir yıldır, hatta iki yıldır topal ördek misali yürüyen havacılık sektörünün sürpriz çıkışı TGS’den geldi. Kimsenin mazeret uydurmaya, yan gelip yatmaya sözü kalmadı. Tüm soruların cevabı tek kalemde verilmiş oldu. Pandemik dönemde bu çıkış motivasyon sağlamış olmalı.