Ali KIDIK
Ali KIDIK [email protected]

Baharı bekliyoruz…

Meğer ne kadar zormuş baharı beklemek ve meğer ne kadar da zormuş uçakları havada görmemek. Alışılmışları yaşayıp alışılmadıklarını görünce adapte olamıyor insan. Sen 30 yılı aralıksız hareketli yaşa, oradan oraya havacılık hadiselerine koşarken bir yıldır monoton bir havacılık sektörü izle.

Hava puslu, sessizlik hakim…

Gerçekten de tam bu başlığa uygun süreçteyiz. Kim ne yapacak, bu süreç nereye evrilecek, kimler pandemi sürecinde hangi sorunlarla boğuşuyor ve kimsenin kimseden haberi olmadığı bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz.

2021 yılında havacılık…

Ne yazalım bilemedim. Biraz gelecek okumaya çalışalım. İyi niyet beyanında bulunalım. Havacılığımızın içinde bulunduğu açmazın nasıl şekilleneceğine kafa yoralım. 2021 yılında bizleri neler bekliyor onunla meşgul olalım.

Low Cost THY

Türk Hava Yolları 01 Ocak 2021 tarihinden itibaren koltukları ücretli hale getirdi. Bunun anlamı şu artık THY düşük maliyetli şirketler arasına girecek. Yani Low Cost mantığı ile çalışacak. Artık Pegasus ne ise THY de o olacak. Yakında su, kek, çay para ile olursa şaşmayın.

Çalışanlara zam olacak mı?

Felaket yılını geride bırakıyoruz ama felaketin getirdiği yıkım, onarılması yıllar alacak ekonomik tablo ve yüzleşmek zorunda kalacağımız gerçekler. Yıl bitince yeni yıl ile birlikte yeni umutlar taşırız. Bu kez öyle olur mu bilmem ama bildiklerim felaket ile bir süre daha yaşayacağımız gerçeğidir.

THY Charter Gibi…

Öyle bir süreç ki, öyle bir dönem ki, kimin ne yaptığına değil kim nasıl bu süreç sonunda nereye evrilecek, kim hayatta kalacak, kim hayata veda edecek, hangi şirket batacak, hangisi çıkacak tahmin etmek zor, yorum yapmak imkansız.

Havacılık sektörü beni dinleyin…

Bir haftadır felsefemi değiştirecek olaylar yaşıyorum. Dinleyin ve siz de ona göre davranın, hayatınızı şekillendirin. Covid 19’u gerçek manada ciddiye alın. Bırakın öldürmeyi, manevi olarak, psikolojik olarak tamamen bitiyorsunuz.

THY bağsız başsız kaldı. AtlasGlobal Mağdurları…

Pandemi dönemi ülkeyi zor durumda bıraktı. Sağlık sistemi başta olmak üzere aklınıza gelecek her organizasyon sıkıntı içinde. Havacılık bunların en önemlilerinden biri. Ama pandemi harici etkenler de bu zor durumda olmanın payını artırıyor.

Kaptanlar, Hostesler, Teknisyenler…

Geçen hafta dikkatimi çeken en önemli olay Malezyalı bir kaptanın sokakta açtığı bir stand ile satış yapmaya başlaması oldu. Ne yalan söyleyeyim DO&CO şirketinde çalışan birkaç fly chef aynı düşünceyi paylaştı benimle. Hiç garip gelmedi. Aksine girişimcilik ruhlarına hayran kaldım.

Bir zamanlar THY vardı!

Bana diyorlar ki “bütün dünyada havayolu şirketleri zarar ediyor, kapanıyor, işçi çıkartılıyor, iflaslar yaşanıyor, THY’nin de 5 milyar 203 milyon TL zarar etmesi normal”. Ben de diyorum ki akılsız kafanın taban çeker yorgunluğunu. Bu gidişle THY “Bir varmış bir yokmuş” hikayesine dönecek.

THY çalışanlarından yüzde 10 kesinti zırvası…

Türk Hava Yolları çalışanları arasında bir fısıltı, bir söylenti aldı başını gidiyor. Nereden nasıl çıktı, kim, hangi yönetici ağzından böyle bir söz kaçırdı bilinmez ama yüzde 50’lilik, yüzde 35’lik kesintilerden sonra şimdide tüm çalışanlardan yüzde 10 kesinti yapılacağı ifade ediliyor. Kıyamet kopar.

Kitabın ortasından konuşsan ne olur!

Geçen haftanın bombası üzerine yorum yapma durumu hasıl oldu. İki önemli konu ve ikisi de belli çevrelerce yönlendirilen, planlanan hadisedir. Kanaatimi yazıyorum. Sabiha Gökçen Havalimanı’nın DHMİ’ye devredilmesi konusunun arkasından İGA çıkarsa şaşmayın.

Özel sektörü öldürün THY yaşasın…

Farkında mısınız bilmiyorum ama Türk Sivil Havacılığı sadece THY’den ibaretmiş gibi davranılıyor. Varsa yoksa THY. Kurtarılmak istenen THY, para kaynağı sağlanılmak istenen THY. Diğerleri sahipsiz. Batsalar da, çıksalar da kimsenin umurunda değil.

Havacılık hayalete doğru…

Geçen hafta bir vesile ile İstanbul Havalimanı’na gittim. Her yer brandalarla kapanmış, yolcu geliş salonundaki dükkanlar kapanmış ya da kapatılmış.

THY’ye Varlık Fonu mu Yokluk Fonu mu?

Yapma Hamdi bey. Biz sizi “Var mısın yok musun” yarışmasının gizemli banka müdürü sanıyorduk. Bi ara da fırıncılık falan yapmıştınız. Neyinize gerek THY ile ilgili açıklama yapmak. Varlık Fonu falan sizin bilebileceğiniz şeyler değil. Hem THY güçlüdür, başında da güçlü bir irade var!

Neresinden bakarsan bak!

Evet, neresinden bakarsak bakalım çöküş hızlandı. Ne yapılırsa yapılsın önüne geçilemiyor, çare bulunamıyor. Bir yandan pandemi sürecinin ikinci dalgası gelecek endişesi, diğer yandan şirketleri kurtarma çabası. En önemlisi de çalışanların her geçen gün daha da zorlaşan geçim derdi.

Yok mu doğru söyleyecek!

Şirketi zarar uğratanların el üstünde tutulduğu bir dönemi yaşıyoruz. Son örneği Almanya THY ofislerinden. Her şey su yüzüne çıkmış ama işin ucundan tutan yok aksine işi savsaklayan var. Müdüründen şefine, hukuk müşavirinden şahidine kadar hepsi batan gemiden nemalanma peşinde.

Kral İlker sana kim güvenir ki?

“THY çalışanları nefes alacak” dedik, “sendika anlaşması kurumu da rahatlatacak” dedik, “kredi bulabilir THY” dedik. Dedik demesine de THY’nin personele güvensizliği hortladı. Çalışanın önüne idam fermanı konuldu. THY Teknik’te ise işler arapsaçı. Ölüm-sıtma tercihi arasında bırakılıyor insanlar.

Tüm sektör ve çalışanları adına haykırıyorum…

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu sessiz ve kanımca daha sektörü bile tanıyamadı. Sivil Havacılık Genel Müdürü Bahri Kesici ununu eledi, eleğini astı, emekli olacağı günü bekliyor. DHMİ Genel Müdürü Hüseyin Keskin suya sabuna dokunmuyor. Ne olacak bu sektörün ve çalışanlarının hali diye soran yok kafa yoran da yok.

THY’de rüzgar nasıl esecek? Ebubekir Akgül’ün yalanı…

Türk Hava Yolları çalışanlarının yüreğine su serpecek hamle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hamlesi ile geldi. İyi de oldu. Yoksa THY yöneticilerine kalsa idi İlker Aycı, Abdülkerim Çay ve Ebubekir Akgül üçgeninde top sektirmekten başka bir şey yapılmazdı.

THY yönetiminin tazminat oyunu! İnce hesaplar…

THY çalışanları bir yandan işi kaybetmeme diğer yandan haklarını koruma derdinde bir başka cephede ise gelecek kaygısı ile savaş verme durumunda kalıyor. Hak arayan ise düşman ilan ediliyor. O yüzden çalışanlar mecburen üç maymunu oynayıp “duymadım, görmedim, bilmiyorum” oyunu oynanıyor.

THY’de sendikasızlar günahkar mı oldu?

Bangır bangır bağırmadın mı “işten çıkartma yok” diye. Borazan medyanız aracılığı ile, kuşlara uçma yollarını tavsiye eden gazeteci kisvesindeki yazarlarınız, televizyoncularınız aracılığı ile kamuoyunu ve çalışanları yanıltmadınız mı? Şimdi siz “işten çıkartmıyoruz, ücretsiz izine çıkartıyoruz” dersiniz de biz de yeriz.

THY fokurdayan kazan. Peki, içinde kimler pişiyor…

Açıkçası THY yazmaktan gına geldi. Ne var ki havacılığımızın kanayan yarası, çalışanların umut kapısı, herkesin göz ağrısı THY. Maalesef kazan kaynıyor, olan hep çalışana oluyor ve kaynayan kazanın içinde hep çalışanlar pişiyor.

İlker Aycı’dan kedi fare oyunu…

Kedi fare oyunu nedir? Güçlünün güçsüze karşı istediği gibi davranmasıdır. THY yönetim kurulu başkanı İlker Aycı da sendikaya karşı ve dolayısıyla çalışanlara karşı tıpkı bu oyunu oynuyor. Ama bilmiyor ki asıl güçlü çalışandır.

Atatürk Havalimanı İstanbul Havalimanı

Hep tartışıyoruz, hep öneri sunuyoruz, kimimiz satıldı kimimiz satılmadı, kimimiz üniversite olsun kimimiz eğlence merkezi. Ama elle tutulur tek şey şu var. Atatürk Havalimanı bir pandemi hastanesinin esiri şu haliyle. Benim önerim tamamen yerli bir öneri olacak.