24 Mart 2025, Pazartesi
Bilal YILDIZ
Bilal YILDIZ [email protected]

YENİ MOBİNG GENELGESİ NE GETİRDİ?

Birkaç hafta önce, eski (2011-2 sayılı) “Başbakanlık Mobbing Genelgesi”’nin yerine, yeni (2025-3) sayılı “Cumhurbaşkanlığı Mobbing Genelgesi” çıkarıldı. İster istemez, eskisinin ne eksikliği görüldü ki; yenisini çıkarmaya gerek gördüler? diye sorduk kendi kendimize. İkisini yan yana koyup karşılaştırmalı olarak okudum. Tespit ve değerlendirmelerimi aşağıda kısa kısa sıralıyorum.

Eski Genelgede amaç (hedef) olarak belirlenen “Psikolojik tacizin önlenmesi, çalışanların korunması” ifadesinin yerine, güya daha kapsayıcı bir tanım yapılmış. “Psikolojik tacizin önlenmesinin yanı sıra, çalışanların motivasyonunun artırılması, kapsayıcı ve sürdürülebilir istihdamın sağlanması, toplumsal refahın artırılması, “gibi daha geniş ve kapsayıcı hedefler bunlar.

Ben şahsen bu yeni tanımı beğenmedim. Adeta, eski kesin ve net tanımı sulandırmışlar. Mobbingi önleme genelgesinde, toplumsal refahı ve istihdamı artırmak! Ne alaka? Beş yıllık kalkınma planlarından kopyalanmış gibi gelen bu ifadeleri mobbing genelgesine koymak, bence gereksiz ve hatta çok zorlama, konunun esası dışına çıkan bir kapsayıcılık olmuş.

Psikolojik tacizle mücadelede önceki genelgede tek sorumlu olarak sadece “işveren” gösteriliyordu. Yenisinde, “İşverenin” yanına “yöneticiler” kavramı da getirilerek, her iş yerindeki bütün sıralı yöneticilerin sorumlu oldukları açıkça belirlenmiş. Bence en önemli ve isabetli değişiklik bu olmuş. Bu bağlamda bazılarımız, arada ne fark var? diye sorabilirler.

Şöyle izah edelim. Bir iş yerinde Patron işverendir. Eğer varsa, genel müdür ve yardımcıları da işveren vekilidir. Daha alt kademedeki yöneticilerin tamamı çalışan statüsünde oldukları için, eski sorumluluk tanımına göre sorumlu olmadıkları iddia ediliyordu. Yeni tanımda şeften başlayarak bütün yöneticilerin sorumlu olduğu, açıkça belirlenmiş oldu. Zaten, işin pratiğine bakıldığında, mobbing uygulayanlar daha çok şefler ve müdürler değil midir? Umarız bu geniş kapsamlı sorumluluk tanımı, mobbing yapan bütün yöneticiler için daha caydırıcı bir etki yapar.

Devam ediyoruz. Eski genelgeye göre, çalışanlar psikolojik taciz şikâyetlerini ALO 170 üzerinden veya doğrudan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na iletebiliyorlardı. Yenisinde şikâyet iletme imkanları artırılıp; CİMER, TBMM Dilekçe Komisyonu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu imkanları da sağlanmış. Bu da doğru ve isabetli bir düzenleme olmuş.

Dördüncü olarak, “Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu” nun bileşenleri artırılıp, şimdiye kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde çalışan bu kurula, Adalet Bakanlığı, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği Kurumu, Kamu Görevlileri Etik Kurulu, işçi ve işveren konfederasyonları, akademisyenler ve ilgili sivil toplum kuruluşları gibi birçok kurum ve kuruluşun katılımı sağlanmış.

Kurulun bileşenlerine bakanlık dışındaki ilgili ve uzman kamu kurumlarının ve özel kuruluşların temsilcilerinin dahil edilmiş olması elbette doğru bir yaklaşım. Ancak, yukarıda sayılan çok sayıda birim temsilcisi ile oluşacak kurulun sağlıklı ve etkili bir fonksiyon icra edebilmesi bakımından, toplanma ve karar alma süreçlerinin doğru belirlenmesi, özellikle kamu dışındaki bileşenlerin söz ve oy haklarının belirleyici olması, göstermelik olmaması lazım.

Son olarak, eskisine kıyasla, yenisinde eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin daha sistematik ve yaygın bir şekilde yürütülmesi öngörülmüş. Ayrıca, eğitim programlarında çalışan hakları ve başvuru mekanizmaları hakkında bilgilendirme yapılması gerektiği vurgulanmış. TİS lerle ilgili düzenleme de genişletilmiş. Kamu çalışanları için yapılan toplu iş sözleşmelerine de psikolojik taciz konusunda önleyici ve koruyucu hükümlerin konulması gerektiği belirtilmiş.

Şimdi gelelim bilerek sona bıraktığım düzenlemeye.

Eski genelgede psikolojik taciz iddialarıyla ilgili işlemlerde, kişilerin özel yaşamlarının korunmasına özen gösterileceği vurgulanmıştı. Yenisinde, bence kafa karıştıran bir ilave yapılmış. Gizlilik ve özel hayatın korunmasına ek olarak, “gerçeğe aykırı iddialarla kurumların itibarının zedelenmemesi için de hassasiyet gösterilmesi gerektiği vurgulanmış.

Mobbinge maruz kaldığı için şikayetçi olan biri, bence bu düzenlemeye göre çalıştığı kurumun yöneticileri tarafından, “kurumun itibarını zedelediği” gerekçesiyle kolaylıkla suçlanabilir. İdari ve adli yaptırımlara çarptırılabilir.  Bu nedenle de şikâyetçi olup olmama konusunda, korku ve endişeye kapılabilir.

Hatta, daha fazla mobbinge uğrama, işini kaybetme, adli yaptırımlara uğrama endişesiyle, şikayetçi olmaktan bile vaz geçebilir. Çünkü yeni genelgeye göre suçlama yaptığında, koca bir kurumu karşısına alıp; “kurumun itibarını zedeleme” suçlamasıyla karşı karşıya kalma riski var.

Bu düzenlemede özellikle “kurum” kavramının tercih edilmiş olması da çok ilginç. TDK sözlüğüne göre kurum: Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı ya da birlik, müessese anlamına geliyor.  Diğer yandan, dar anlamda kurum: kamusal bir kavram. Özel şirketler için bu kavram genellikle kullanılmaz. Eğer bu düzenleme ile kamu (vakıf, oda, dernek vb. dahil) kurumları kastediliyorsa ve mobbinge uğrayan, bu kurumlardan birinde çalışıyorsa, kurum yöneticisini karşısına alma pahasına kim korkmadan şikayetçi olabilir?

Herhangi bir çalışanın şikayetini yaparken, elbette gizliliği ihlal etmemesi, yani amacının dışına çıkmaması, şikâyet ettiği kişinin özel yaşamına saygı göstermesi gereğinden hareketle, eski genelgedeki gizliliği koruma düzenlemesinde bir sorun yoktu.

En nihayetinde karşısına aldığı kişi ya da kişiler de gerçek kişilerdi. Ama yeni düzenlemede karşısına, tüzel kişilik olan “kurumu” almış olacak. Daha doğrusu, kurumu temsil eden mobbingciyi almış olacak. Mobbingci de “kurumun itibarını zedeleme suçlaması” kozuna sahip olduğu için, gücünü başında olduğu kurumdan alıp, bu güce güvenecek.

Sonuç olarak, yeni düzenlemede, “kurumun itibarını zedelemek” gibi soyut, her yöne çekilebilir, kötüye kullanılabilir, istismar edilebilir bir suçlamaya kapı aralanarak, çalışanın (vatandaşın) karşısına kurum yöneticisi, daha doğrusu kurum konulmakta.

Bu durumda, mobing yapan kişi eğer bir kurumun yöneticisi konumundaysa, kolaylıkla karşı suçlamaya geçerek, “kurumun itibarını zedelemek” argümanını kullanabilecek. Kullanmasa bile bu avantaja sahip olduğunu bilecek.

“Kurumun itibarını zedelemek” oldukça soyut bir kavram ve yasal düzenlemelerde zaten mevcut. Öyleyse, konuya özel mobbing düzenlemesinde, bunu özellikle vurgulayıp, mobbinge uğrayana sopa gibi göstermenin maksadı nedir?  

Yukarıda yaptığım analize, genelge metninde “gerçeğe aykırı iddialarla” ifadesi de var ve “kurumun itibarını zedeleme” suçlaması bu şarta bağlanmış, diyerek itiraz edebilirsiniz elbette. Ancak, bu durumda mobbinge uğrayan kişi iddia eden taraf olmaktan çıkıp, savunma yapan durumuna düşecektir. Herhangi bir çalışan, şikayetinde yer vereceği hangi açıklamasının ya da ifadesinin “kurumsal itibarı” zedeleyip zedelemediğini ya da sözlerinin bu kapsamda çarpıtılıp çarpıtılmayacağını, nasıl ön görebilir? 

Kasıtlı ve bilinçli olarak yalan yanlış bilgilerle yapılacak şikayetleri elbette kimse savunamaz ve somut gerçeğe dayanmıyorsa, zaten şikâyet takipsizlikle sonuçlanır. Ama daha şikâyet yapılmadan önce mobbinge uğrayan kişi, resmen müşteki olduğu durumda, koca bir kurumu karşısına almış olacağını görürse, mobbingci de gücünü temsil ettiği kurumdan aldığını bilirse, mobbinge uğrayan mağdur maça 1-0 yenik başlamış olmaz mı?

Bir sonraki yazıda daha detaylı yazacağım. Bazı şirketlerde ve kurumlarda, benim “kurumsal mobbing” olarak tanımladığım bir olgu var mesela. Siyasi düşünce ve gayelerle yaftalanıp, gruplar halinde mobbinge maruz bırakılan yüzlerce, binlerce çalışan var bu ülkede. Bunlar çalıştıkları kurumun İK politikalarını ve uygulamalarını şikâyet ettiklerinde, kurumun itibarını zedeleme suçlamasıyla karşı karşıya kalmayacaklar mı?

Tekrar soruyorum: mağduru, şikayetini yap ama sakın hata yapma. Şefini, müdürünü şikâyet et ama sakın kurumu şikâyet etme. Aksi takdirde, seni kurumun itibarını zedelediğin gerekçesiyle suçlar ve gereğini yaparız diye korkutmanın ne manası var?

YENİ MOBİNG GENELGESİ NE GETİRDİ?

Yorumlar

Thy etik ~ 2 gün önce
Thy önce bu kuruldaki bir ismin yaptığı mobingleri araştırsa ya. Kimi kime şikayet edeceğiz ?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
etikkurul ~ 6 gün önce
Yolu geçenlerin söylediklerine bakılırsa, o kurul mobingi araştıran değil mobibg yapan bir kurulmuş. Kişiye ve duruma göre tabi.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Etikzade ~ 6 gün önce
O etik kurulun aldığı ahların haddi hesabı yok.
Thy li ~ 5 gün önce
Bu etik kurula bir başmüfettişi de çağırmışlardı. Yanlış kişilere dokununca
Old İnspector ~ 2 gün önce
Bu işelerin tarihi epey eskidir,etik kuruldan önce Disiplin Kurulunu da işletiyorlardı.2009 yılında Gizli tanık vari iftiralarla, hiç bir ön incelemeye, bilgiye başvurmadan bir Müfettişi işten atmak için apar topar Disiplin Kuruluna çağırdılar. Tamam birinden daha kurtulduk derken tüm idda ve suçlamalar %100 ,belgeleriyle çürütüldü.Şimdi bu nedir mobing bunun yanında bir şey mi.Sonraki 6 yıllık süre ise istim üstünde ,geri planda tutularak geçti.Uzatmayayım tek lafım ALLAH'ından bulsunlar.
Banuçiçek ~ 6 gün önce
THY’de bir etik kurul var. Bu kurul mobbing ile ilgili şikayetlere de bakıyor mu?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Kaan ~ 6 gün önce
Damdan düşenin halini damdan düşen anlar derler ya bu mobbing konusunu da sizden daha iyi değerlendirebilecek kişi sayısı azdır. THY yönetimini mobbingden mahkum ettirerek pek çok kişiye örnek olmuş, haksızlık karşısında susan olmayan bir müfettişsiniz. Sizin mücadeleniz THY tarihinde bir ilktir. Tebrikler. Ancak bu yazınızda uğradığınız mobbing ve mahkeme sürecinden bahsetmemişsiniz. https://t24.com.tr/haber/yargitay-karari-onadi-thy-mobbingden-mahkum-oldu,395488

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Bilal bey ~ 5 gün önce
Hepsi birbirinin adamı sikayet etsen ne olacak ki ? Çalışırken neler gormedik şefin, müdürün yaptıkları.....
Mobing ~ 5 gün önce
Bilal bey Neler yaşamadık çalışırken. Siź de mobbingden nasibinizi aldınız.Oyle ilginç şeyler var ki ? Meşhur müdür efendi çağırıp zorla iklae imzalatmaya çalışıyor,işten atıyor. Birde avukatlık numarası yapiyor .Nedeni ise personel atılmadan önce personelin masrafları için fon ayrılıyormus bütün masraflar bu fondan karsilaniyormus bu fon bittiğinde mahkemelerde indirim isteniyor .Bu indirim istemesinin ana nedeni fonda paranın olmayışından ötürü mahkeme kazanildiginda müdür efendi üstünden para istemek zorunda kalıyormuş.Ust olan kişide müdüre fırça atıyormuş. HERIF USTUNĎEN FIRCA YEMEMEK ICIN AVUKATLIK NUMARASI YAPIYOR .Hepsi birbirinin adamı yada siyasi atama olduğu için ancak birbirlerine fırça atıyorlar .Sonuç olarak sikayet etsen kalıcı bir sorun çözüme ulaşabileceğini düşünmek biraz hayal gibi ....

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000