Duygulara tercüman olmak için yazılan bir yazı olacak bu haftaki düşüncelerimin satırlara yansıması. Son 12-13 yılın korkulanını yaşamamıza ramak kaldı. Bu sezon şirketlerin üzerine karabasan gibi çöken bir yıl olacak ve ciddi daralmalar yaşayacağız.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi çalışanlarının hemen hemen tamamına yakınının faydalandığı havacılık tazminatı, askeri hava trafik kontrolörlerinin de hak iddia etmesi ile yeni bir tartışmanın fitilinin ateşleneceği işaretini veriyor.
Değerli Airporthaber okurları; bu hafta iki değişik konuya değineceğim. Birisi THY Teknik A.Ş çalışanlarına yönelik yapılan son iyileştirme müjdesi diğeri ise İstanbul Yeni Havalimanı inşaatına dair gözlemleri olacak.
Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, YK başkanı olmasının birinci yılında THY'nin genel kurulu olması nedeniyle hem salona gelen hissedarların hem de dijital ortamda canlı olarak izleyen hissedarların karşısına çıktı. Peki, genel kurul süreci İlker Aycı için başarılı mı? Birlikte bir değerlendirelim.
Tam da THY'nin 4 Nisan'a kilitlendiğini yazdığım haftanın ilk gününe denk geldi TİS anlaşması. Detaylara baktığınızda, anlaşmanın en çarpıcı tarafı da 5 bin TL prim verilecek olması. Hal böyle olunca da akıllara teknik personele verilen bin TL geldi.
Dün, yani 27 Mart 2016 Pazar günü saat tam 12.20 sularında bir telefon aldım. Telefonun diğer ucundaki kişi "Ali Bey dün gece Temel Kotil köşk tarafından görevden alındı" dedi. İnanmadım ama içimdeki gazetecilik dürtüsü ile sağı-solu aradım. Netice! Bilinmemezlik.
Biz bu hainleri çok gördük. Gün geldi gözyaşımızı içimize akıttık gün geldi sel gibi çağladık. Ama asla yıkılmadık, yıkılmayacağız. Bir avuç hayvana ve destekçilerine de geçit vermeyeceğiz. Tarihin yeniden yazılması gerekiyor ise yeniden yazacağız.
Türkiye’de adalet (!) son sözünü söylemiş. Hani şu kimsenin güvenmediği adalet! Genele ben de katılıyorum. Adalet; maalesef sadece Türkiye tarihinin değil dünya tarihinin en güvenilmez dönemini yaşıyor. Isparta uçak kazası davasında verilen karar üzerine bir kez daha kalben yazıyorum bunları.
Bu inek otlatma tabiri meşhurdur ve Sertaç Haybat mahreçlidir.Vakti zamanında THY yöneticisi iken Sabiha Gökçen Havalimanı için kullandığı bu sözün ne kadar anlamsız ve ne kadar manasız olduğu Pegasus Havayolları'nın yeni atılımı ile bir kez daha tescillendi.
Değerli okurlar, bu hafta yine iki ayrı konuya değinmek istiyorum. Birincisi Türk askerini bebek katili, MİT'i molotofçu ilan eden eski asker emeklisi pilot Bahadır Altan ile ilgili ikincisi ise DHMİ Genel Müdürü Serdar Hüseyin Yıldırım'ın sürekli ertelenen üçüncü havalimanı toplantısı ile alakalı.
Son yılların belki de konuşulması gereken en önemli konusu yakıt fiyatları düşerken bilet fiyatlarının neden düşmediği olmalı. Yolcular mı enayi yoksa serbest piyasa kuralı bunu mu gerektiriyor?
Hatırlar mısınız THY'nin bir hostesi cesur pozlar verince işinden olmuştu. TGS, gezi olayları sırasında hem sosyal medyada paylaşımları hemde geziyi övücü yorumları nedeniyle bir çok çalışanın işine son vermişti. Şimdi sıkı durun yeni tehlike sizi bekliyor.
Bir kez daha anladım ki magazineliz biz. Nerede popülizm var biz oradayız. Nerede yalakalık yapılacak insan var oradayız. THY'nin 300. uçak töreninde yüzlerce insan vardı. Çünkü orada bir şov vardı. Çünkü orada kendini göstereceğin insanlar vardı.
Türk Hava Yolları pilot açığını kapatma yollarını yerli okullarla yaptığı anlaşmalarla kapatmaya çalışıyor. Ancak, THY'de sorulan soru eğitim kalitesinin ne derece yeterli olduğu yönünde. Bu konu üzerinde" kafa yormaya değer" diyerek düşüncemizi aktaralım.
Dün ne isem bugün de o şekilde olmayı pensip edinmiş biri olarak; yapıcı eleştirilerimi makam, mevki gözetmeksizin yazmaktan geri çekilmek gibi bir duruşum olmadı. DHMİ Atatürk Havalimanı Başmüdürlüğü'nde kış ortasında kış mücadelesi toplantısına ilişkin eleştirim olacak bu hafta.
Türk Hava Yolları, Türk Hava Kurumu. Türk milliyetçiliği egom ile yazmıyorum bu yazıyı. Ülke çıkarları açısından değerlendirerek yazıp, bir öneri şeklinde algılanması nı umuyorum. Ve diyorum ki THY, Türk Hava Kurumu Üniversitesi'ni almalı.
Anlamayanlar için bir kez daha yazmak hasıl oldu. Benim bildiğim havacılık tazminatı seyrüseferciler için hakediştir.. DHMİ'cilerin her birine öyle ya da böyle kılıfına uydurularak verilen ek ödemenin halen paylaşım kavgasına dönüşmesine de anlam veremiyorum.
Yazımın hemen başında tüm sektör için 2016 yılının güzelliklerle dolu olması dileğimi paylaşıyorum. Yaşanacak anılar, acılarla değil mutluluklarla vuku bulsun. Bu bağlamda yeni yılınızı kutluyorum.
Umut var hep var olacak. Bu söz benim yaşam prensibim. Hatırlar mısınız bundan 10 sene önce nasılda ordan oraya koşturup, savaştan çıkmış bir ülke edası ile yeniden kalkınmanın yollarını arayış içine giren bir yönetim anlayışı vardı. Şimdi aynı düşüncelerin yeniden yeşermesi için umudum var.
Türk Hava Yolları'nda kaç başkan, kaç müdür, kaç şef var desem kim cevap verebilir? Eminim bir solukta bu soruya cevap verecek kimse yoktur. Kısa bir araştırma ile birçoğunun gereksiz olduğu müdürlük ve şeflik sayılarına ulaşmak mümkün oldu.
Türk Hava Yolları'nın Aydın'da Çıldır Havalimanı'na taşıdığı uçuş akademisinin ne eğitimde ne de tesisleşme yolunda bir gıdım yol gidemediğini ve bunun sebeplerini de azbuçuk yazmıştım. Lakin bu konu üzerine daha çok kafa yormak gerektiğini anladım. Şimdi sıkı durun bakın neler var!
Türk Hava Yolları bir değişim sürecine gireceğinin işaretlerini veriyor. Şunu herkes anlamalı ki koltuklar kimseye baki değil. Kimse de o koltukların ilelebet sahibi olunamayacağını anlamalı artık. İtibar korunmak isteniyor ise kovulmadan gidilmeli. "Kovuldu" damgası yerine "istifa etti" haberi daha itibarlı olsa gerek.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı koltuğuna yeniden Binali Yıldırım oturdu. Şükürler olsun ki havacılık adına umutlarım tam da bittiği sırada yeniden yeşermiş oldu. Ölü toprağı örtülmüş havacılığa şimdi yeniden can suyu verileceğine inanıyorum.
Bu hafta üç konuya birlikte kısa kısa değineceğim. Birisi AtlasGlobal uçağı Ercan İstanbul uçuşunda gerçekleşen bir hadise, diğeri THK rektörü Metin Toprak olayı ve son olarak bir facia durum KKTC sivil havacılığı.
Havadan, karaya yaratılan kaosu yorumlamaya çalışacağım. Zaman geçtikçe, çağ değiştikçe senaristler yeni argümanları ile toplumun algılamayacağı bir şekilde uçakları birer birer düşürürken; değişik aktörlerle çalışıyor.