Kaçmamış görünmek için ne yapmalısınız? Çalışanlara hissettirmeden sevk ve idareyi bir başkasına bırakmalı ve var gibi yok bir pozisyonda durumu el altından idare etmelisiniz. En zor konu karar vermek. Eğer gizli yetki devri yaptığınız üst yönetici profesyonel (?) bir yapıya sahip olup dış desteği de üst seviyede ise tüm çalışanlar sizi halen başta sanabilirler
Dünyanın en güç işi bir şeyin nasıl yapılacağını bilirken, başka birinin yapamadığını ses çıkarmadan seyretmektir demişler. Dürüst bir yönetimin nasıl yapılabileceği malum. Yönetirken aynı zamanda siyaseti sürdürmek mi istersiniz? Unutmayın ki dürüstlük en iyi siyasettir. Ama düşmemek için sürekli aşağıda kalmayı düşünenler siyasetin bu türünü yapamaz.
Bir dirhem et bin ayıp örter demişler. Şimdi bu söz bir dirhem et bin hastalık getiriyor demeye geliyor. Ayıpların da beyinde olduğunu fazla kilolarla örtülemeyeceğini anladı artık insanlar. Ayıbımızı neyin örteceğini, nasıl saklayarak görünmez kılabileceğimizi hesaplamak yerine, bu kötülüğü hiç yapmamayı düşünmeye aklımızı yorsak daha insanca olmaz mı?
Emeklilik dönemi kendinize zaman ayırmanız ve hobilerinizle ilgilenmeniz için iyi bir fırsat. Bu süreçte ilgi alanlarınıza yönelebilirsiniz. Bu uğraş sizi hem mutlu eder hem de zihinsel ve duygusal açıdan aktif, formda kalmanızı sağlarken tüm gün yaşamın sıkıntılarını düşünmenizin de önüne geçer. Bunun için de şimdiden araştırma ve planlama yapmanız şart.
Entelektüel ahlakın vazgeçilmez koşulu tüm inançları, hatta bilimin mutlak gerçek dediklerini bile eleştiriye tabi tutmaktan geçer. Eleştiri fiildeki hatayı ortaya koyup onu düzeltme şansı sunmak olup bir anlamda ağrı ile aynı işi görür. Ağrı da vücuttaki bir arızanın habercisidir. Konuya bu açıdan yaklaşıldığı takdirde eleştirinin kabulü kolaylaşacaktır
Bir ara danışmandım ben de. O sıralarda ülkenin en iyi danışmanı bendim. Unvanım da prestijliydi. Yönetim Kurulu Danışmanı. Alanında yeterli bilgiye sahip misin sualine hiç muhatap olmadım. Meğer önemli değilmiş. Yine de Patronlarımı yanıltmadım. Yanlış bilgi vermedim onlara. Her şey iyiydi. Başarılıydım, zira görev süresince kimse bana hiçbir şey danışmadı
Ben patron namazına gidiyor diye hiçbir Cuma’yı kaçırmayan insanlar gördüm. Öyle insanlar tanıdık ki günde on vakit namaz kılsa ne olur diye düşünmeden edebilmek mümkün değil. Oruç ve namazı Müslümanlığın yeterli şartı olduğunu düşünen zihniyet yanılgı içinde. Müslümanlık yalnız namaz kılmak, oruç tutmak değil. İyi ve doğru insan olmak her şeyden önce gelir.
Adamlar Nepotizmle kalmamış, Favoritizm, Klientalizm, Kronizm, patronaj vb. birçok kelime sıralamışlar yanına. Sonuçta hepsi aynı kapıya çıkıyor. Biz konuyu en basite indirmişiz Akrabaya yapılanda, siyasi görüş ortağına ve eğitim kurumu paydaşlarına da yapılanların hepsi hepsinin ortak adı torpil. Ve de biz bunu fütursuzca ve hiç sıkılmadan yapmaktayız.
Bazı işler vardır. Gidişatı bir türlü olması gerektiği gibi ilerlemez. Engeller çıkar önünüze. Genelde işi kontrol altında tutması gereken kurumların koyduğu bu maniaları aşmak sizin elinizde değildir. İşin yapılamamasının sonucu ise size dokunur. Kimse çıkıp biz hata ettik demez. Gün gelir siz o işi neden yapamadığınızı anlatırsınız. Savunma yaparcasına.
Çalışanlar yönetime karşı bir duruş benimsemişlerse herhangi bir konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan, işin sonuçları ile ilgili değerlendirme bile yapmadan eleştirisel bir tavır takınıyorlar. Hele bir düşünün; önceleri filmlerin, dizilerin arasına reklam konurdu. Şimdi ise reklamların arasına film ve diziler konulmaya başladı Nedendir acaba?
Hepimiz şirketimizi yüksek derecede saygın, itibarlı ve güvenilir bir sektör lideri yapan ilkeleri ve standartları bilme ve uygulamaya koyma sorumluluğuna sahip bir lider ile çalışmak isteriz. Liderin sahip olması gereken değerler çalışma konuları için dayanak alınan ve şirketi her gün ortak bir amaç duygusu ile ileri taşıma gayretinin temelini oluşturur
İnsanlar arasındaki güveni temin etmek bir ilişki içindeyken zordur. Aynı zamanda toplumsal güven ilişkilerinin inşasında önemli bir yer işgal eder. Çünkü güven, insanları bir arada tutan ve toplum olmaya iten temel duygudur. Bu nedenle güven duygusu insanlığın ürettiği hemen hemen her sanat eserinde, felsefi metinde ele alınır ve de işlenir. Anlayabilene.
Öz geçmiş, insanın hayatını, kabiliyetini, yeteneğini, iş yapma gücü ve tecrübelerini ortaya koyan bir belgedir. İnsanın o güne kadar elde ettiği becerilerin özetidir. Belgenin yoldaki bir işaret levhası veya reklamınız olduğunu düşünmelisiniz. İlk bakışta neyin önemli olduğunu göstermeli, kolay okunmalı ve okuyana, “İşte aradığım kişi bu” dedirtmelidir.
Medyanın karakterimize empoze etmeye çalıştığı kişiliksizliklerin farkında olmamız gerek İnsanlar rezil bir sahte hesapla uğraşacaklarına zamanı biraz kendilerine ayırmayı ve kendileri olmayı öğrenmeleri gerek. Fake hesaba sahip olmak nedir ki? Kişiliksizliğin daniskası. Söz konusu dümen çevirmek olunca bazı insanlar hep kaptandırlar ya. Bunlar da öyle
Bu nasıl iş ki? Kötülerken, iyileri söylemeye başlıyorsun. Evet dalkavukluğun sağladığı çıkar dürüstlüğün kazandırdığı faydadan fazla olursa o kurum çok zedelenir.
Dua edin ki benim gibi yalakalar yok aranızda. Şunu aklınızda tutun insan vicdanı hatırladığı sürece hiçbir hata unutulmaz. Hele yapılan hata insan ayrımcılığı konusunda ise onu unutmak imkânsız
Bu bir Genel Krl. Toplantısı. Hazirun THY yönetiminin bir sene önceki faaliyetlerini ibra edecek. En büyük hissedar Türkiye Varlık Fonu (TVF). Sahibi T.C. Cumhurbaşkanlığı. THY’ deki hissesi 49.12, Özelleştirme İdaresi Bşk. Hissesi <0,01, Halka açık grubun hisse toplamı ise 50.88. Buna rağmen yönetim devlette. TVF yönetimi ve THY toplantıda durumun hâkimleri
Eskiden hayaller güzeldi, sade idi. Niyet belli, kişi belliydi. “Şimdilerde aklındaki başka, kalbindeki başka, dilindeki bambaşka insanların” Eskiler mi güzeldi, eskiden mi güzeldik. Şimdi bakıyorum da bu günkü her şey eskiden kötü. Hayli yakın duran bir eskinin sözünü yazının başına alıp onu andığımıza göre. Bir adım geride olan bile bu günkünden daha iyiymiş
Anlamlı, doyumlu ve sağlıklı bir yaşam kaliteli bir yaşamdır. Kalite iş yerinde, toplumda sürekli etkileşim yumağı içinde olduklarının farkında olan ve yalnız BİZ bilinci’ ne varmış kişilerin gerçekleştirebileceği bir olgudur. Tabii ki bu BİZ ifadesi KALİTEYİ SUNANLAR tarafından ayrımcılık, ötekileştirme ve insan kayırmacılığı anlamında kullanılmıyorsa
Muhtemelen aptal bir, iki yönetici yüzünden genç biri canına kıydı. Neyse ki yaşadıklarını bir video çekimi ile kamuoyuna anlattıktan sonra. Bakıyorum da yaşananlar sisteme oturuyor gibi. Şimdi ise sağından solundan bu işe bulaşanlar sorumluluktan nasıl kurtuluruz hesabı içinde. Onlar kurtulur ve konu bir şekilde kapatılır. Peki Sonuç? Ne mi oldu? Vah gidene.
1)Herkes her şeyi istediği, işine geldiği gibi anlamakta, düşünmekte özgür. Ama yine de bunu diğer bir insana aksettirirken kendine yakıştırdığı gibi, unvanına ve kişiliğine yakışıp yakışmadığını hiç düşünmeden naklediyor.2) İnsan benimsediği ve yaptığı kötülüklerin bir gün mutlak kendisine geri döneceğini düşünmüyor. Oysa ki bir önceki örnekle yaşamıştı
Sorumluluktan kaçmak; insanın kendisine ihaneti olur. İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri, sorumlulukları ve inançlarıdır. Sahip olunan her şey, her fırsat, kullanılan her yetki doğru olan insanlara mutlak bir sorumluluk yükler. Tüm haklarımızın sorumIuIukIarımızı yerine getirdiğimiz sürece korunacağını unutmamamız gerekir.
Az unutup çok hatırlayan delirir derler ama geçmiş yaşanmışları hatırlamakta yine de fayda var. Evet zaman geçiyor. Ama geçmişin izlerinin silinmesi için zamanın koşar adım ilerlemesi yeterli değil. Kalplerimizde ve benliğimizde derin izler bırakmış olan kötü anılar ne yaparsan yap eskimiyor. Onları formatlayıp bizlere yaşatanlar ise ömür boyu akıldalar.
Çelebi kelimesi dilimizde sıklıkla karşımıza çıkan sözcükler arasında olup Türkçe kökenlidir. Görgülü, terbiyeli olgun kimseler ve Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyükleri Çelebi unvanı ile eşleştirilerek anılırdı. İşte rahmetli Yıldırım Akbulut’ un adabı ve kibarlığının bu unvan ile ilişkilendirilmesi kelimenin çok yerinde olan bir kullanılışıdır
Ne demiş Şemsi Tebrizi: “Sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan onu affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader kendisi ile en iyi biçimde ilgilenecektir” diyorsa da gönül ne kadar affetse de kırgınlık baki kalıyor bazı konularda. Gel de Bolat’ı, Çay’ı affet. Sonrası ömür boyu üzüntü
Uygulamalarımız maaşlara zam, prim, ikramiye vb. Peki karşıtlar ne diyor? Psikolojik şiddet, Nerede? Kim yapıyor? Tümü Yalan, tümü iftira. Ne demiş Mahatma Gandhi. Şiddet karşıtlarınca üretilen güç kesinlikle insan yeteneğinin icat ettiği tüm silahların gücünden üstündür ve sevgi insanlığın, şiddet hayvanlığın kanunudur ve de biz insanız. Düşüncemiz budur